Eller kelepçe, parmak şakaklarda.
Bir gölgenin altında uyuştu başım.
Akıl, deli gömleği kalem ucunda.
Ağlayanlar zaptını, tutacakmışım.
Bugün çağırdı gökler seni yeniden.
Ki unutmuştum gül çehreni derken.
Senin küllerini baştan başa korladılar.
Bu küçük kalbi ki ağır yokladılar.
Ne yapsın yokluğun o batın koru.
Düşünmek nedir bilir misin ?
Gözler sürekli takılır önüne.
Düşünmek ölmek demektir.
Boğulmaktır ipsiz ya da susuz.
Gam ve keder sahibi olmak.
Birazda vicdan, merhamet.
Beni boğuyorlar efendim ruhumu çıkarcasına
Ses çıkartamıyorum,dilime gelmeden yutuyorum.
Bir güzellik sahibi yok ki çile yüklenmiş.
Meğer vicdanın tırnakları da törpülenmiş.
Ilham sürüleri geçiyor aklımdan, ben bakıyorum
Kalem düşünceler ortağı, ona ruh üflüyorum.
Yeni bir yüz inşa edildi, göçe hazırlık.
Yüce mahkemede duygular yargılanıyor.
Karar , ince örülü zaman kesin idamlık.
Zihne kalemden dar ağacı kuruluyor.
Nur yüzün dikildi gecenin saat üçü.
Uğruna dökülür tel tel yapraklar.
Zihnimin buğusu bir ölüm göçü.
Ahbabım tabutum siz karanlıklar.
Çıkarken varlığın isli kokusu.
İnsana ve ışığa cevher vermemişti Tanrı.
Parça parça çamur, nefis yoğrulmamıştı.
En başta beni sana sarhoş etmişti.
Kalu beladan önce, alem yaratılmamıştı.
Meğer gözlerde yalan söylermiş.
Hem de Tanrı övünürdü öğretmedim diye...
Olmayacak biri bir kez gömdü
Yanmış ve kül olmuş adına rehberi.
Ölüler kafilesi ağlıyor derviş..
Aha! Analar şimdi doğurdu gaipleri..
Neden korkalım kötülüklerden derviş ?
Doğru değil mi ?
Tanrının yarattığından korkmak
Şeytan da dahil bu mahlukata.
Yaratılan kötüyse çirkinse yaratan değil midir?
Suların kandan bile daha kırmızı söküldüğü dünya
Tıpkı, şöyle kaybediyor insan sevdiğini;
Zihnin şafaklarından uzaklaşarak, mendil kaldırmayarak
ve şöyle sessiz bir yakarışla..
Bir kez dokunsaydın ipeksi ruhuna ölümün...
dokunsaydın çığlıklarıma.
Tutsaydı sevdanın mayası, tutsaydın Zümrüdüanka'sını aşkın dilinle ve kalbinle.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!