Nice dostlarım vardı, göçüp gitti bu âlemden
Kimi sürpriz yaptı, zamansız gitti çok erkenden
Kimi çekti çilesini, murâdına ermeden
Kimi sürdü sefasını, yokluk nedir bilmeden
Ararım sorarım onları, gördüğüm her kesten
Namaza davettir, beş vakit ezan
İlandır âleme, bu yüce ferman
Ne güzel emretmiş, Yüce Yaratan
İlandır âleme, bu yüce ferman
Kâinatın kitabı, rehberdir Kur’an
Kapat artık ne olur, dünya defterlerini
Aç gözünü bir daha, titret artık kalbini
Boş hayâle dalıp da, ziyan etme ömrünü
Bir gaflete düşmeden, ikaz eyle nefsini
Gönül gözüyle bir bak, seyrederken âlemi
Yalan oldu yalan, bütün umutlar
Aldı da götürdü, kara bulutlar
Ömür ağacımdan, kurumuş dallar
Artık yeşermez ki, yeşil yapraklar
Nerede güzelim, eski baharlar
Ömür denen bu süre,akar gider sessizce
Yaş kemâle erince,başlar tatlı bir çile
O gül yüzlü çehreye,iner gölgeden perde
Yaş kemâle erince,başlar tatlı bir çile
Gurbetin adresi, zordur seçilmez
Yolları pek dardır, kolay geçilmez
Suları soğuktur, her dem içilmez
(Gecesi karanlık, ışıklar inmez)
Var git gönül var git, sılaya doğru
Gün batarken ufukta, gönül nevası soldu
Vakit akşam olurken, günün miadı doldu
Cıvıl cıvıl o renkler, bir anda gölge oldu
Vakit akşam olurken, günün miadı doldu
Fısıldaş(y) an rüzgârlar, hicran meltemi oldu
Güzdüzbey’de akşam olur, mehâb ile süslenir
Ay geceye naz edince, bulutlara gizlenir
Gönül sazı dile gelir, muhabbetle sözlenir
Yorgun düşen bütün rûhlar, Gündüzbey’de dinlenir
(Gündüzbey’in güzelliği, dilden dile söylenir)
Bir dilek tut Gündüzbeyde, bahtın doğuyor
Gökyüzünden yağmur gibi, yıldız yağıyor
Erdi mevsim muradına, bahar oluyor
Gündüzbey’den gönüllere, huzur akıyor
Pınarbaşı’nda(n) suların, akıp çağlıyor
Yapraklar düşerken,allı sarılı
Rüzgârlar eserken,ılık ve tatlı
Güneş ayrılırken,biraz da nazlı
Çünkü mevsim hazan,gönül yaralı
Sular akışırken,durgun ayarlı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!