Yelken açar tayfalar gemilerde gidersin
Dalgaların üstünde kuş tüyüsün kuş tüyü
Dokunsalar sanırsın bozulacak bu büyü
Güvertede insan çok yapa yalnız gidersin
Uzak uzak menziller görünmez ki göresin
Bir kış gecesinde dünyaya geldim
Feleğin elinden aldılar beni
Açılmamış taze bir gonca güdüm
Hakkın tarlasından yoldular beni
Uzak diyarlardan sizleri gördüm
Heykeli demirden yapılmış şahı
Ateşte mum gibi erirken gördüm
Narası meydanı titreten şahı
Sonunda toprağa girerken gördüm
Tayin var rotasyon büyük bir engel
Sizleri tanıdım görmeden gitmem
Kaç sefer kim bilir yaşandı git gel
Kırdıysam gönüller almadan gitmem.
Yaşadım bunca yıl hepten havai
Gül hasreti başka şeye benzemez
Bülbül’ün özlemi özde değil mi?
Yeri gelir ana baba dinlemez
Bülbül’ün özlemi sözde değil mi?
Gece bitmiş gün sabaha dönerken
Bir sızı düşerse gönülden içe
Ağlamaklı olur benim gözlerim
Takılır yollarda her giden göçe
Çağlayana döner benim gözlerim
Ağlayan bir anne gördüğüm zaman
Güller açmış desen desen
Bilmem sana ben ne desem
Ver bana bir bağ makası
Sana gonca güller kesem
Kırmızısı alı başka
Desenler nakışlar hep sana özel
Nakkaşın kim senin bilemem Sivas
Bağrında yaşamak bir başka güzel
Senden başka yerde ölemem Sivas
Çifte minarenin hemen yanında
Yine hazan yine güz üşütüyor rüzgarlar
Erken olan sabahın solgun ışıklarında
Her çığlıkta bir sancı her çığlıkta acı var
Erken olan sabahın solgun ışıklarında
Bulutlar kararıyor yavaş yavaş derinden
Şu vatanda aramızı bozanlar
Arkamızdan kuyumuzu kazanlar
Kendi çöplüğünde tarih yazanlar
Yazıyorum şimdi haberin olsun
Gün gelirde bir gün hazan olursun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!