Yolumu bulurum her yağmurdan sonra,
çünkü bir zamanlar
aynı yağmurda ıslandık seninle.
Ellerin vardı,
üşüyen yanlarımı susturan.
Savur beni rüzgar akşamın bir saati,
Rüzgarla harlı ateşken kül oldum,
Yavaş yavaş ölüyorum toprağa düşer,
Tekrar filizlenmek için koca kış ya da bir ömür mü geçmeli,
Hayatta en güzel anlarda saf sevgi var!
Kaç renkte çiçek açar insan !
Zihnim,
alışverişte
kitapla insanlık arasında.
Pazarlığa otursan
yılların hatırına,
kaç derdin
Sana dair, söyledim,
Yazdırma, şiir dedim.
Susturduğun yerde,
Sessizliğim bir yıldız gibi gökyüzünde seni arar.
Kalbin kırılmasın,
Anlaşılmak mıydı mesele,
yoksa bir kalpte yer bulduğunu hissetmek mi?
Anlaşılmadığın şehirlerden geçtin,
kendinden geçtin.
Yörüngendeki mevsimler bile şaştı,
Sek içilen rakının demlenmesi miydi,
Yoksa bir kalbin sarhoşluğunda sesine hasret kalması,
Şerefe kalbim kor olsun yanmakta var ,
Aşkından sarhoş olduğum zamanlarda hülyalara daldığımı da bil,
Farkında mısın ki ?
Yokluğundaki varlığından habersizliğinde ruh oldum
24 saatte 12 saatlik uykusuzlukla,
Beynimin uyuşmuyor olması,
Ufkuma hüznün bulutları yansıyor,
Gözlerim senin olmadığın her yerde bulutlu buğulu,
Ben kendimden eksilerek nefes alamazken,
Uykuda rüya hali gözlerimde yol,
Sen gibi rüyadayım...
Sen gibi geceyim...
Sen gibi günler anlamını sende buluyor.
Sen gibi aşım, ekmeğim, suyum; sen gibi...
Sen gibi özlem dolu gecelerde,
Günüm, ömrüm, ruhum…
İçimde sana açılan en yumuşak yerdesin, sevgilim.
Göğün o sonsuz maviliğinde esen ılık meltem gibi dokunuyorsun bana;
Üşütmüyor artık hiçbir rüzgâr,
Çünkü gamzeme bıraktığın o küçücük buse hâlâ içimi ısıtıyor.
Bahar geldi, sen geldin;
Mevsimler özlemini gülüşüne bıraktı.
İçimdeki bütün tutulumlar
Seninle çözüldü, bahara erdi.
Sen ki ciğerlerime nefes,
Ömrüme dokunan en ince bahar…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!