Duygularımla yıkanmış beynimde yardım çığlıkları
Enkaz altında kalan yetimin ölüm isteği kadar yoğun
Halbuki ne kadar da umutluydum
Halledemedim olsun
Ellerimi yatağıma zincirleyen bir sürtük melankoli
Gökyüzünü seyretmek isterdim
Gün ışığı altına kıvrılmak
Daha önce hiç üşümemiş gibi,
Ufacık derdine yorgan yakmak
Kıymet yoksulluğumu kabullenmeden
Yorgunluğu gözlerinde karınca duası
Çekikliği Türkmenliğinden mi bilinmez
Sarılı kolundan düşen epeyce alçı parçası
Dinç yakaların aklığı umurunda değil
Karanlıkta nefer olduğu hakikati silinmez
Nankörlüklerinden bir buket yaptım sana
Tekrar sunabilmek için fiillerini
İtip kaktırabilmek için başını
Demir atamadığımı bil istedim
Anla diye kaybolduğum dehlizi
İçimde bir çocuk öldü sanırken
Bakışlarında bir delinin kararlılığı
Uğruna boğulduğum okyanuslar bunlar olmamalı
Pınarlarında biriken nefret
Aşktı önceden, akmamalı
Sözlerin polemikten yoksun
Nasıl kandırdılar seni?
Yumuk yumuk ellerin nasıl kana bulandı?
Karnına saplanan sancılar, mide krampların
Sebeplendirebilir miydin suça gebe olmanı?
Yahut kasıklarını deşen bıçağa yüklediğin deva anlamı,
Bu binalar sana dikilmedi ey oğul!
Bina da ne bina ama,
Parlak camları çukur ayna
Ne devler geçti sanırsın
Ne cüceler kaybolmuştur
Sen sıradansın ey oğul!
Tanrı üflemiş ruhunu orkidenin
Tüyden hafif yapraklarına kendi kokusunu eklemiş
Narin cılız vücuduna asaleti fısıldamış
Sana yaptığı gibi
Usturubun karşısında bacak bacak üstüne atmış güzelliğin
Baharat notaları uyuşturuyordu burun deliklerimi
Ya da çiçek kokularında neşe bulurlardı
Sineme dağılan saçlarını bronşlarım sanırdım
Orada uyurdum
Sana gelen yolların tüm çukurlarını ezbere bilirdim
Portakal rengi bir yastık
O kadar rahatsız ki aslında
Çarşılarda haykırıyorlar, yeni nicelerini satıyorlar
Ortasındaki düğmenin sırtıma bıraktığı sızıyı bilmiyorlar
Sızı dediysem şikayetçi değilim hiç
Acıdan beslenen kaburgalarıma yaren oluyorlar
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!