Bir yol ki o sonsuz huzura giden,
Gel desem benimle sen gelir misin?
Binelim! Göründü o mavi tren,
Sevgilim benimle evlenir misin?
Bu ana dek gezdik hayalde, düşte,
Müebbet mahkumsun, göğsünde kafes,
Göğsüne sığmıyor aldığın nefes,
Ya dost belleyecek barışacaksın,
Ya kendi kendinle savaşacaksın.
10.08.2019
Tutmaz elim ayağım birbirine dolaştı,
Yankılanınca birden sesin inceden ince.
Ne yarını? Ne dünü? Zamanı çoktan aştı,
Asırlar öncesinden bile duyulur bence.
Hakikatten mi kaçtım, aslımla mı göründüm?
Sene iki bin yirmi,
Orta çağlar falan mı?
Aşın artık bunları,
Medeniyiz tamam mı?
Serserilik locası,
Birer birer her hücreme dolmuş,
Üstüme başıma sinmişsin meğer.
Pervasız dolaşan bir rüzgar olmuş,
Yüzüme-yüzüme esmişsin meğer.
Dünya’da denizler dağlar yaratmış,
Besiye çekilen iri beyleri,
Dalkavuk sürüsü yalar nasılsa.
Dert etme beyim sen böyle şeyleri,
Keseniz her türlü dolar nasılsa.
Terazisi, dümeni eğri bu çağın,
Değil mi ki bir sevdalık sende naz?
Değildir ki çocukluğum senden az,
Tüm çocukluğum avuç içlerinde,
Avuç içlerini kokladım biraz.
Ellerin elime değdi nihayet,
Öğretmek kutsal bir iştir, emektir,
Emeğe ihtiram, saygı gerektir,
Öğretmen istikbal, yarın demektir,
Parlak bir gelecek düşler öğretmen.
Var olduğu yerde taassup bitmez,
Tasa etme, dert etme,
Düşersin, doğrulursun.
Herkes bitsin, sen bitme,
Düştükçe yoğrulursun.
Hayat denen bu yolda,
O yar ki öyle bir güzel olmalı,
Gözlerin görünce sevdalanmalı,
Bazen savrulurken saçının teli,
Bazen dalga-dalga dalgalanmalı.
Ruhunu yakacak dokunuşunda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!