Otur bir de benden seyret ki seni,
Benim gözlerimden gör ki bir güzel,
Nasıl tarif etsin şiirler seni,
Çiçeği dalında nar gibi güzel.
Aklar düşer oldu artık saçıma,
O eller, ayaklar, ince parmaklar,
Dudağında beni, karası güzel.
Gözünün beyazı, bir de yeşili,
O iki kaşının arası güzel.
Kaçamam o attığı kördüğümden,
Bahardan geçtim yine, seyrediyorum kışı,
Sen, kışın topak-topak karından da güzelsin.
Oturup seyrine dalmış zamanın akışı,
Sen yalnızca bugün değil, yarından da güzelsin.
Aşıkları mest eden aşkların büyüsünden,
Ömür dedikleri uykuya daldım,
Baktım ki en güzel yaşımsın benim.
Hayale hapsoldum, rüyada kaldım,
Gördüğüm en güzel düşümsün benim.
Önüne katıldık hayat selinin,
Meydan serbest, her gün bit it ürüyor,
Arkasından da bin köpek yürüyor,
Azdıkça azın ha kuduz köpekler,
Bozkurtlar meydana çıktı uluyor.
Kahpeyi metres tutup, yatakta basılanlar,
Şimdi namussuz diye azarlıyor arkadaş.
Çark etti meydan-meydan poz verip kasılanlar,
Fahişeler de namus pazarlıyor arkadaş.
Kaç oldu saydın mı hiç, hesabını tuttun mu?
Belli ki filizlenen, sen en güzel çiçeksin,
İncitme dallarını, yaprağını incitme.
Duyabilsem, bana sen neler söyleyeceksin,
Gönülden bir haber sal, dudağını incitme.
Kapat yeşil gözlerini gelecekten haber ver,
Sus demeyin bana sakın, susmam, susamam ben,
Konuşanın ağzını büzenle kavgalıyım.
Domuzlar doysun diye milletimi sömüren,
Açlığa mahkûm eden düzenle kavgalıyım.
Uyan ey ahmak uyan! ‘Sus sus’ nereye kadar?
Yürüyelim durmadan,
Haydi Kızıl Elma’ya!
Bıkmadan, yorulmadan,
Haydi Kızıl Elma’ya!
Kaldırıp kızıl tuğu,
Komşunu tasmalı bir iti vardı,
Kaşınır dururdu bu uyuz köpek.
Ve durmadan yerli yersiz havlardı,
Hiç rahat vermezdi bu huysuz köpek.
Anası, babası belli değildi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!