Bu aralar,
şafaksız gün batımına taktım kafayı...
Güneşi vaktinden evvel batıran o koyu karanlığa.
Bu aralar,
Baykuşlu, baykuşsuz bacalara müptelayım;
tütmeyen her ocağın sızısı saklı bağrımda.
Bu aralar,
ocaksız, kıt evlere taktım kafayı...
Ekmeğin bölündüğü, derdin katlandığı o eşiklere.
Babasız, anasız kapılarda biçareyim;
bir yanım hep çocuk, bir yanım yetim bu kentte.
Bu aralar,
patikalaşmış yollara taktım kafayı...
Kâh taş döşemeli, kâh asfaltsız...
Yürümekten değil, varmamaktan yorulan
o yorgun, o tozlu ayak izlerine.
Bu aralar,
bizimle beraber, bizimkilere taktım kafayı...
Aynı göğün altında, ayrı üşüyenlere.
Bazen sensiz, bazen de bensiz kalsak da,
biz hep aynı sokağın çocuklarıyız aslında.
Bu aralar,
sarı lambalı sokaklara taktım kafayı…
Bir yanı kırık, bir yanı yorgun,
ne aydınlatan ne karartan o ışıklarda.
Bu aralar,
cebi delik çocuklara taktım kafayı…
Okul ziliyle çalan umutları,
oyunla karışan açlığı
ve büyümek zorunda kalan gözleri.
Bu aralar,
sustu sandığımız seslere taktım kafayı…
Dudağında gülümseme, bağrında fırtına
“İyiyim” diyen o binlerce yalana.
Bu aralar,
bizden sonrasına taktım kafayı…
Aynı yaraları taşıyan,
farklı acılarda kanayan
ve hâlâ “biz” diyebilenlere.
Kayıt Tarihi : 1.08.2026 18:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!