Akşam iner duman duman dağlara,
İnce yel dokunur sarı otağa.
At kişner, göç düşer uzak yollara,
Bir türkü yükselir eski obadan.
Gök kubbede kızıl güneş eğilir,
Issız yollar uyur ay ışığında.
Bir yiğidin adı gece söylenir,
Bir sızı dolaşır yürek bağında.
Ötüken düşümde, Tanrı Dağları,
Ay vurur çadırın yırtık yerine.
Dedemden kalmış üç beş hatıra,
Bir kılıç paslanmış sandık dibinde.
Kopuzun telinde bulurum seni,
Bozkırın koynunda dinlerim sesini.
Gecenin bağrında ararım izini,
Rüzgâr taşır bana eski nefesi.
Ne han kaldı şimdi, ne eski kervan,
Ne yayla başında tüten ocaklar.
Lâkin göğsümde bir kor var her zaman,
Kül olsa da sönmez eski sancaklar.
Ey uzak dağların dumanlı başı,
Söyle, nerelere göç etti erenler
Bir çağın bağrında kaldı mı taşı,
Bir türkü söyle de uyansın yürek.
Ben bugün toprağa başımı koysam,
Çimenler örtsün de sessizce beni.
Varsın dünya beni unutup gitse,
Yurdumda yankılansın son türkümün sesi.
Bahadır, bu fânî handan göçersin,
Bir gün sen de karışırsın toprağa.
Türkünü bıraksan yeter ardında,
Yeller alıp söyler dağdan dağa.
Kayıt Tarihi : 19.08.2026 09:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



