ey sevgili,
tutup elimden götürmeyecek misin beni uzaklara,
gönlümün üşüdüğü o dağ başlarından
indirip sığındırmayacak mısın sıcak yuvana?
gözlerimin içine bakmayacak mısın,
Farklıydık işte birbirimizden.
ben seni sevdikçe seviyordum.
daha çok,
daha derin,
daha sonsuz…
Anlasan ne fayda,
geçti çoktan o eski zaman,
sen dönsen, ne çare?
Yaralar sardı üstünü,
izlerin soldu yavaşça.
Düştüm bu dünyaya, toprak soğuk, hava dar,
Yürek bir yük almış, omuzlara konar kar.
Kaderin buyruğuna el açtım, sabır akar,
Ne garip ki sırtımdaki hançer hep yakındır.
Dünya denen meydanda çamur dolmuş ayak,
Düşümde göründü bu gece figan
Kirpiği incidir, gözüne dolmuş.
Sevdaya sürgünüm, yolumdur yanan.
Ahı gök yüzüne duman oluşmuş.
Figan dediğin mahşer kabusu.
Yarım kalan her şeyin adı olmuşsun,
boşuna çaba, nafile bekleyiş…
Sözlerin havada asılı kalır,
yüreğine dokunmayan ağırlıklar gibi.
Sevdiklerin gitmiş,
Yüzüne güler, arkadan bileyler
Gölgesinde durup güneş dileniyor,
Kendi kirini başkasına yükler
Çamuru atıp da kaçıyor galiba.
Bir bakarsın mazlum, bir bakarsın efendi
Sofrayı kurup da nimeti çalanlar,
“Millet için” deyip milleti soyanlar,
Kuzu postunda gezinen aslanlar,
Ne yüzle aynaya bakmalı gardaş?
Kimi el pençe, kimi posta kurulmuş,
Garip, her şey garip bu hikayede,
Ta başına menzil gerek belki de.
Yahut sonuna biraz tedbir,
Seven yorgun, sevilen bitap.
Değer miydi bir müddetlik eğlenceye,
Çık gel yanıma,
ne kadar geç olursa olsun.
Sen yanımda olunca,
gecenin ortasında bile sabah oluyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!