Eski bir albümün tozlu kapağında titreyen zaman
Siyah beyaz bir resmin köşesinde saklanan o yalan
Ne çok kış geçmiş ne çok rüzgar esmiş üzerimizden
Geriye sadece buruk bir tebessüm kalmış o günden
Odanın köşesinde boynu bükük duran ahşap masa
Üzerine çöken sessizlik sanki sitemkar bir veda
Mürekkebi kurumuş bir kalemin son nefesinde adın
Söyle hangi diyarda kaldı o büyüleyen anların
Bir sokak lambasının altında bekleyen gölgelerimiz
Şimdi uzak şehirlerde kaybolmuş yorgun izlerimiz
Radyoda çalan o eski şarkı hala aynı makamda
Fakat biz çoktan yenildik bu acımasız zamana
Sandık lekesi gibi sinmiş içimize ayrılığın isi
Kulaklarımda çınlar durur o tatlı gülüşün sesi
Geceyi bölen isyanlarım anlatır yalnızlığımı
Kimse bilmez içimde kopan o fırtınaları
Perdeleri çekilmiş pencerelerden sızan yorgun ışık
Aklım darmadağınık duygularım birbirine karışık
Bir zamanlar dünyayı sığdırdığımız o küçük oda
Şimdi yabancı bir yüz aynadaki gördüğüm bana
Kurumuş bir gül yaprağı dökülür kitabın içinden
Bir sitem yükselir sanki o en masum gençliğimden
Kokusu uçup gitmiş rengi dönmüş sarıya kahveye
Değer miydi bilmem bunca senedir seni sevmeye
Duvara asılı saat tıkır tıkır işlerken boşluğa
Ruhum sürükleniyor durmadan bu derin sarhoşluğa
Gidenlerin ardından bakakalan gözler mi suçlu
Yoksa her hatırayı bir mazi yapan zaman mı bilmiyorum
Mektupların sararmış kağıtlarında silinen heceler
Seni benden çalıp götüren o simsiyah geceler
Yarım kalan bir hikayenin son satırıyız belki de
Bir umut kırıntısı arıyorum hala esen yellerde
Çay bardağında soğuyan bir yudum umuttu bizimkisi
Yüreğimize çöken o zalim kaderin gölgesiydi
Ne sen dönebilirsin artık ne ben o yola sapabilirim
Sadece bu tozlu anılarla kendimi avutabilirim
Bir sonbahar rüzgarıyla savrulan o kuru yapraklar
Sanki bizi anlatır o bomboş ıssız viran sokaklar
Adımızın yazılı olduğu o ağacın gövdesi bile
Şimdi sığınmış sessizce sitemkar bir sensizliğe
Gözlerin gelir aklıma bir sis bulutunun ardından
Ayrılmak ne zormuş meğer bu gönül davavasından
Her köşe başında bir anın nöbet tutar gibi
Bu yangın sönmek bilmeyen gizli bir düşman gibi
Bir tozlu hatıra şimdi koca bir ömrün özeti
Ödenmiyor ne yazık ki bu sevdanın diyeti
Aynalarda yabancı bir yüz bakar şimdi yüzüme
Sanki her şey bir masaldı uğratın işte hüsrana
Sandıklara kilitlenmiş ipek mendiller gibi saklı
Kimseler diyemez bu yürek bu davada kim haklı
Zaman her şeyi temize çeker derler ya hani
Yalanmış meğer o sözler unutturmuyor hiçbir anı
Şimdi bu son mısrayla kapansın eski defterler
Varsın bizi rüzgarların götürdüğü yere gömsünler
Bir tozlu hatıra olarak kalsın bu sevda burada
Belki bir gün buluşuruz o meçhul gerçek dünyada
Belki bir gün buluşuruz gidenlerin olmadığı o dünyada.
Kayıt Tarihi : 21.05.2026 11:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!