Güneşin feri sönmüş renkler çekilmiş sokağa
Bir hüzün çökmüş ne nefese sığar ne damağa
Yürekler taş kesilmiş merhamet sürgün uzaklara
Vicdanlar asılmış en karanlık en kör şafaklara
Mademki sevda yetmiyor bu enkazı kaldırmaya
Artık kopsun kıyamet doğmasın gün yarınlara
Gözyaşı kurumuş pınarların kalbi delik deşik
Eskimiş her umut sallanmıyor artık o beşik
Zulmün alkışlandığı doğrunun mahkûm edildiği
Ve insanlığın her gün adım adım terk edildiği
Bu arsız tiyatroda perdeler inmiyorsa yere
Artık kopsun kıyamet aksın sular tersine
Dillerde yalan Kelimeler zehirli birer ok
Gönüllerde kibir Aç olan çok tok olan yok
Bakışlarda buz Isıtmaz artık hiçbir güneş
Ruhlarda yangın Sönmez bir ateş
Adalet bir heykelmiş gözü bağlı eli kanlı
Bu devranın içinde kim suçsuz kim heyecanlı
Kim haklı
Artık kopsun kıyamet yarım kalan her aşk için
Dua yükselmez olmuş sema kapalı kapkara
Kapanmıyor hiçbir dikişle bu devasa yara.
Yoruldum artık bu sahte gülüşleri saymaktan
Kırıldı kanatlarım uçurumlardan sarkmaktan
Artık kopsun kıyamet unutanların üzerine
Toprak utancından çatlıyor gök gürlüyor derinden
Oynasın yer küre artık kopsun tüm yerlerinden
Sahteliğin saltanatı sürdükçe bu çorak yerde
Artık kopsun kıyamet vefasızların üstüne
İyilik çekildiyse gizlendiyse kalın bir perdeyle
Ve masumların ahı arşı titretmiyorsa daha,
Kopsun artık kıyamet, çıkmayalım bir sabaha.
Vakit doldu kum saati parçalanmış bir halde
Hangi teselli kâr eder hangi umut var dilde
Bırakın artık kopsun kıyamet unutanların üstüne
Bırakın dökülsün yıldızlar kapansın bu devir
Yıkılsın bu köhne dünya küllerini yele savur
Mademki aşk ölü mademki bitti nihayet
Gelsin o büyük hesap artık kopsun kıyamet
Artık kopsun kıyamet
Kayıt Tarihi : 10.05.2026 15:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!