Biz birbirimizi birkaç durak kaçırmışız gibi geliyor bana.
Sanki aynı trene binmişiz de, ben senin indiğin istasyona geç gelmişim, sen benim beklediğim perondan çoktan ayrılmışsın gibi.
Belki aynı gökyüzüne farklı zamanlarda bakmışız, aynı şarkılarda birbirimizi aramışız da haberimiz olmamış birbirimizden.
Biliyor musun, insanın canını en çok yakan şeylerden biri de bu galiba; yanlış insanı sevmek değil, doğru insanı yanlış zamanda tanımak.
Çünkü bazı insanlar vardır, onları ilk gördüğünde yabancı gibi gelmezler.
Sanki yıllardır tanıyormuşsun gibi olur.
Sesleri tanıdık gelir, suskunlukları bile yabancı değildir sana.
İşte sen öyle geldin bana.
Ama hayatın tuhaf bir huyu var; insanı bazen en çok ihtiyaç duyduğu şeye, en hazır olmadığı zamanda götürüyor.
Belki sen çok yorulmuştun, belki ben çok geç çıkmıştım yola.
Belki sen artık kimseye güvenmemeyi öğreniyordun, ben ise tam o sırada birlikte hayal kurmanın güzelliğine inanıyordum.
Bu yüzden içimde sürekli aynı düşünce dolaşıyor.
Biraz daha erken olsaydı acaba her şey farklı olur muydu?
Belki olurdu.
Belki adımı duyduğunda yüzünde küçük bir tebessüm belirirdi.
Belki ben seni düşünürken bu kadar eksik hissetmezdim kendimi.
Belki birbirimizi yaralarımızla değil, umutlarımızla tanırdık.
Ama hayat "belki"leri seviyor galiba.
Bize yaşanmış anılar yerine ihtimaller bıraktı. Yaşanmış günler yerine hayaller.
Ve insan bazen yaşamadığı şeylerin yasını da tutabiliyormuş.
Bunu senden sonra öğrendim.
Çünkü insan sadece kaybettiklerine üzülmüyor, hiç sahip olamadıklarına da üzülüyormuş.
Şimdi bazen kalabalıkların içinde durup düşünüyorum;
Acaba başka bir zamanda karşılaşsaydık, yanımda kalır mıydın?
Acaba aynı şehirde biraz daha erken kesişseydi yollarımız, birbirimizin hikâyesinde daha uzun kalabilir miydik?
Bu soruların cevabı yok biliyorum.
Ama cevapsız sorular da insanın içinde yıllarca yaşayabiliyormuş.
Sana kızamıyorum.
Kendime de kızamıyorum.
Sadece zamana kırgınım biraz.
Çünkü bazı insanlar birbirlerini buluyorlar, ama hayat onları aynı anda mutlu olabilecekleri yere koymuyor.
Ve insanın elinden hiçbir şey gelmiyor.
Ne zamanı geri alabiliyor, ne de kalbi susturabiliyor.
Bu yüzden bazen geceleri içimden sadece şu cümle geçiyor:
"Biz birbirimizi birkaç durak kaçırmışız galiba..."
Ne sen suçlusun bunda, ne ben.
Belki sadece hayatın aceleciliği, belki kaderin sessizliği.
Ama şunu biliyorum;
Eğer seni daha önce tanısaydım, sana anlatacak daha az kırgınlığım, seninle paylaşacak daha çok hayalim olurdu.
Şimdi ise elimde, yarım kalmış cümleler, kurulamamış hayaller ve içimde sessizce büyüyen bir özlem var.
Ve galiba bazı insanlar birbirlerinin hikâyesine kavuşmak için değil, birbirlerinin kalbinde iz bırakmak için geliyorlar.
Sen de bende öyle kaldın.
Tam olmuşken yarım kalan bir cümle gibi.
Tam tutulacakken uzaklaşan bir el gibi.
Tam başlayacakken biten bir hikâye gibi.
Ve ben, ne zaman bir tren sesi duysam, içimden aynı şeyi söyleyeceğim:
"Belki bir sonraki hayatın aynı durağında buluşuruz."
Çünkü bazı insanları, kaybetmez insan.
Sadece onlara geç kalır.
Kayıt Tarihi : 15.07.2026 23:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
🤷♂️




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!