Güneş henüz utangaçken perde aralığında,
Sessizliğin en zarif yerinde buluşur gözlerimiz;
Dünya bizden henüz habersizken,
Sadece ikimiz...
En sevdiğim yumurtalı ekmekti, bilirdin;
Ama sen gelince değişti tadı hayatın.
Bir lokmada çocukluğum, bakışında yarınım...
Sanki sofraya umut sürülmüş gibi sıcacık,
Sanki her yanım...
Çayın buharı karışırken nefesine,
Seni izlerim; zaman diz çöker önümüzde.
Bir kahvaltıdan öteye geçeriz o an;
Eksik kalan ne varsa, tamamlanır içimizde.
Ne konuşsak az gelir, ne sussak çok...
Seninle olmak, varlığınla doymaktır.
Bir tabak, iki kalp, tek bir düş oluruz;
Ki o düşten uyanmak, hayata geç kalmaktır.
Ve sen gülümsediğinde anlarım;
Hayatın aslında ne kadar sade olduğunu.
Bir sofraya iki yürek sığdırabilmenin,
Dünyanın en büyük zengini sayıldığını...
Ekmek kırıntıları düşerken masaya,
Onları bile kıskanırım; sana dokunurlar diye.
Çünkü her şey sana değince güzelleşir,
Her şey döner eşsiz bir hediyeye.
Belki bir gün gerçeğe uyanır bu düş,
Aynı sabaha açarız gözlerimizi usulca.
Ne eksik kalır ne fazla gelir hiçbir şey;
Sen “buradayım” dersin, dünya susar...
Ve ben yine içimden geçiririm,
Hiç söylemeden, sadece hissederek:
“En sevdiğim artık yumurtalı ekmek değil sevgilim;
En sevdiğim, seninle başlayan her şey.”
Kayıt Tarihi : 5.04.2026 17:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!