Ağustostu...
Sıcak, ağır,
toprağın buhar, göğün ateş koktuğu günlerdi.
Bir selam verdim sana,
bir tek selam...
Nereden bilebilirdim,
o küçücük sözcüğün
yüreğime kocaman yangınlar bırakacağını?
Yaz yağmurları vuruyordu camlara,
damla damla gece iniyordu şehre.
Ben,
göğsümün içinde bir kuşun çırpındığını duydum.
Meğer aşkın ayak sesleriymiş.
Nereden bilebilirdim,
bir gün sokakların
sen olmayınca
bu kadar ıssız,
bu kadar yetim,
bu kadar kimsesiz kalacağını?
Uyku girmiyor gözlerime.
Bir ses arıyorum karanlığın içinde.
Bir ses...
Senin sesin...
İnsan,
bir insanın sesine
bu kadar mı sığınır?
Uzun kum sahilinde dolaşıyorum sanki.
Ay,
gölün omzuna düşmüş.
Ben yürüyorum ağır ağır.
Karanlığı seviyorum;
belki de
karanlıkta sana daha yakın olduğum içindir.
Bir fırtına gibi geldin.
Kapılarımı çaldın,
pencerelerimi açtın,
girdin ömrüme.
Ben seni içimde büyüttüm;
bir çocuk gibi,
bir türkü gibi,
bir memleket gibi...
Aklımı aldın,
ruhumu aldın,
kalbimi aldın.
Şimdi neye baksam,
bir ucunda sen varsın.
Bazen sözler tükeniyor,
kelimeler yoruluyor.
Dilimin yetişemediği yerde
özlemin konuşuyor.
Saçlarımı okşayan rüzgâr,
sanki senin nefesin.
Bir bakışına sığsa yalnızlığım,
yeşil gözlerinde erise bütün kederlerim.
Yanında olanları,
sana dokunanları,
sesini duyup seninle konuşanları
kıskanmıyorum desem,
yalan olur.
Bir kere,
yalnız bir kere,
"Seviyorum." de bana.
Sonra dünya yıkılsa da,
şehirler sussa da,
gerisi yalan.
Sensizliği düşünemiyorum.
Yüreğimde özleminle yaşamayı,
gönlümün çiçeklerinin solmasını,
hasretinin damarlarımdan çekilip gitmesini
istemiyorum.
Çünkü bazı sevdalar vardır;
gider sanırsın, gitmez.
Biter sanırsın, bitmez.
Ve bazı insanlar vardır;
bir Ağustos akşamı girer ömrüne,
bir ömür boyunca çıkmaz...
Kayıt Tarihi : 10.07.2026 01:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bir Selamla Başladı – Şiirin Hikâyesi Sıcak ve ağır bir Ağustos akşamıydı. Herkes için sıradan görünen o gün, benim için bir ömrün yönünü değiştirecek gün olacaktı. Sana yalnızca bir selam verdim. Ne bir söz verdik birbirimize ne de uzun uzun konuştuk. Ama bazen insanın kaderi, bir tek selamın içine sığabiliyormuş. Günler geçti. Yaz yağmurları pencereme vurdukça seni düşünmeye başladım. Adını anmadan, yüzünü görmeden bile yüreğimde bir şeylerin değiştiğini hissediyordum. Sanki içimde bir kuş çırpınıyor, bilinmez bir sevdaya kanat açıyordu. O günlerde anladım ki, aşk bazen sessizce gelir; önce yüreğe yerleşir, sonra bütün hayatı kendine benzetir. Zaman ilerledikçe sensiz geçen sokaklar ıssızlaştı. Geceler uzadı. Uyku gözlerime uğramaz oldu. Bir ses arıyordum karanlığın içinde; senin sesini... İnsan, bir insanın sesine bu kadar sığınabilir miydi? Meğer olabiliyormuş. Ay ışığının suya düştüğü gecelerde kendimi uzun bir sahilde yürür gibi hissediyordum. Karanlığı seviyordum artık. Çünkü karanlıkta, gündüzün gürültüsünden uzak, sana daha yakın olduğuma inanıyordum. Sen, hayatıma bir fırtına gibi girdin. Farkına bile varmadan düşüncelerime, hayallerime, dualarıma karıştın. Seni içimde büyüttüm; bir çocuk gibi korudum, bir türkü gibi söyledim, bir memleket gibi benimsedim. Zamanla anladım ki aklımın, ruhumun ve kalbimin bir yanı sana ait olmuştu. Bazen seni anlatmaya kelimeler yetmedi. Özlemim, sözlerimin önüne geçti. Seni görenleri, seninle konuşanları kıskandım. Bir gün bana dönüp yalnızca "Seviyorum." demeni bekledim. Çünkü o tek söz, bütün bekleyişlerime, bütün özlemlerime yetecekti. Ve anladım ki bazı insanlar bir Ağustos akşamı girer ömrümüze; sonra mevsimler değişse de, yıllar geçse de, bir daha hiç çıkmazlar.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!