Yaşarım bir beyaban meskeninde,
Basit bir kum tanesi miyim,
Tek bakışlık bir serap mı?
İlenç ederim elimde değilse onlar,
Tek umudum sıyrılıp toprak olmak.
Onca sivri dilli yılanlar arasından,
Bana batan sadece kaktüs iğnesi
Neyse ki yapmışım akbabalarla,
Bu kazanç getiren barış hamlesini.
Sonsuz kuraklığın meyvesidir bana susuzluk,
Yaklaş ve eğer tedirginsen kulağıma anlat,
Çünkü dilsiz hatip konuşursa yalanlar bile doğrulur.
Cennetim inşa edildi,
Başkalarının cehenneminden taşıdığım küllerle,
Gökyüzüne dalıyorum, bu mu özgürlüğün simgesi,
Lakin sadece kanatsızların omuzlarına binen bir yükten ibarettir.
Elimde bir bavulla yeni yurt arıyorum, baydı bu çorak arazi.
Meydanda yüzüme yansıyan bakışlar yargılayıcı ve tiksinç.
Yokuş yukarı doğru meyleden bir ömrün hamalıyım ben,
Zirveye değil, düşüşün estetiğine susamış vücudum.
Uçsuz umman vasiyet etmiş bana ıssız bir kalabalığı,
Takatsizce yaşarken nefesim oldu kelimelerin engin fırtınası.
12.03.2026
Kayıt Tarihi : 12.3.2026 14:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!