Ah seni kimlere anlatmalı,
Kimlerden dinlemeli saçlarını,
Boğazdan geçen gemilere sormalı,
Gözlerinin maviliğini ancak onlar anlamalı,
Denizlere saklamalı bu sevdayı,
Gözlerimin önünden geçiyor tüm İstanbul,
Gezdiğim sokaklarda yağmur sesi,
Gözlerim yollarda arıyorum tek bir insan gölgesi,
Yanlızlığım ezelden, ve olacak ebedi.
Aydınlık tek bir köşe başı dahi kalmamış,
Her gün dualarımda döktüğüm gözyaşlarıma mı anlatayım seni ne çok sevdiğimi?
İsmin geçince dalganan sevda denizime mi?
Gözlerimiz birleşmişken içimde yanan ateşe mi atayım bendimi?
Yoksa seni görme umuduyla çıktığım yollara mı sorayım?
Sadece sıradan biri diyorlar ya senin için,
Nisan, en sevdiğimdir 12 çocuğumdan,
Baharın müjdesi ve soğuk azaldığından,
Gördün mü hiç onda yarprak döken ağaç?
İnsan nasıl vazgeçer biricik çocuğundan?
Aslında bırakmazdın bilseydin onda ki yelleri,
Hiç bekleme yerinde
O tren gelmeyecek artık
Güneş batıdan doğar
Arabistan'a kar yağar
Sevda bir kuş olup uçar
O tren bir daha geçmeyecek artık
Bir gece ansızın kapımda belirsen,
Kimseye görünmeden içeri girsen,
Merdivenler sırrımıza ortak olsa,
Sesin doğsa gecenin siyah saçlarına.
Yalnızca iki divâne kalsa sokakta,
Onlarca şiir yazdım.
Yüzlerce şarkı dinledim
Aşkı anlatan romanlar okudum.
Hiçbirinin anlamı sana yazdığım,
İçinde sen geçen hiçbir dizeye benzemiyor
Ey İstanbul,
Denizin midir sana eşsizsizlik katan?
Tarihin midir seni paylaşılmaz kılan?
Güzelliğin midir beni sana mecnun yaptıran?
Surların mıdır seni erişilmez şehir yapan?
Belki de aşk dedikleri şey,
Birinin adını içinde sessizce taşımaktır.
Kalabalıklarda takındığı o mutluluğun,
Gece olunca eksik kaldığını anlamaktır.
Şimdi biri adını sorsa,
Bursa bugün yorgun,
Havasında bile hüzün hakim,
Cuma selaları yankılanıyor minarelerde,
Uludağ yine beyaz örtüsünü çekmiş gözler üzerine.
Kimi gündelik iş koşuşturmacası,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!