Bazen insan, en çok dönmeyeceğini bildiği yolları düşünür.
Sokağın taşları değişmiştir belki,
ama hafıza, eski ayak izlerinin tozunu bile içinde taşır.
Adını söylemiyorum.
Çünkü bazı isimler, dudaktan çıkınca kalbin içinde yeniden köz olur.
Susuyorum.
Belki de susmak, unutmanın değil;
kabuk bağlamış bir yarayı yerinden oynatmamanın en eski yoludur.
Dalına salıncak kurduğum,
Ceviz ağacı yine yerinde.
Benden daha iyi tanıyor gidenleri.
Her sonbahar bir yaprağını benim yerime toprağa bırakıyor.
Ben içime doğru çekilirken,
o hiçbir dalından hatırayı düşürmüyor.
Benden düşen yılları köklerinde saklıyor.
Pencereme her akşam aynı karanlık uğruyor.
Perdeyi aralasam gece değil,
yarım kalmış ömrüm giriyor içeri.
Ay, ışığını değil, eksik kalan yüzünü gösteriyor.
Gökyüzü de biliyor demek,
bazı şeyler tam görününce kırılıyor.
İnsan, her vedadan sonra içindeki bir odayı sessizce kapatıyor.
Kimse bilmiyor; bazı boşluklar dolmuyor.
Sonra o boşluk, insanın yüzünü giyiyor;
Onun sesiyle konuşuyor, gölgesiyle yürüyor
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 20.06.2026 16:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!