o bilmez denizi, ben de canımın içi
dereleri iyi biliriz; mütevazıdırlar
kadir kıymet bilene her nimetten sunarlar
kızdığı zamanlar da olur insanlara
köpürüp çamura bulandığı anlarda...
yine de bir güvercin kadar uysaldırlar
biz gemileri de bilmeyiz canımın içi
martılara hiç simit atmadık
güvertesinde gezinmedik vapurun
iyot kokusunda çay da içmedik
ama pınarları çok iyi biliriz
her gözeden ayrı bir masal dinler
her yudumunda ayrı sevda yaşarız
yazın sarı sıcağında onda nefes alırız
biz şehirli olamayız canımın içi
öz be öz köylüyüz;
bakır sahanlardır tabaklarımız
çatal yoktur, şimşir ağacındandır kaşıklarımız
yer sofrasında kurulur bağdaşımız...
yalnız ekmeğimiz için incedir boynumuz kıldan
yalnız onun önünde diz çökeriz biz
pazendendir en güzel elbisemiz
bir de içi dışı temiz olmayı severiz...
anamdan öğrendik yol yordam bilmeyi;
şu gazellerin içinde açan çiçek gibi...
şimdi söyle bana canımın içi;
ben gazelim, sen çiçek mi?
14.04.2010
Kayıt Tarihi : 10.07.2015 09:10:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu bir hicivdir, şık mı şık salonlardan, ışıklardan, danslardan söz eden bir şiiri okuduktan sonra düşünürken, bir çuha çiçeği gördüm gazeller içinde. Güzelliği görüntüde sananlara ithaf olunur.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!