Beyt-i Ma’mur, yedi kat Sema'nın üstünde
Yetmiş bin melek tavaf eder, her günde
Tavaf eden meleğe gelmez sıra
Kıyamete kadar hiçbir bir daha
1
Aşk, en büyük çileden çile
Olamaz bunda şüphe hile
Yaparsan bunu bile, bile
Kalple ruhun, olur lime, lime
Karar aldım kendi kendime
Yazdım bunu şiir defterime
En az iki satır da olsa günde
Şiir yazmaya başlayım diye
Yirmi sekiz sene sonra
Dünya fani, bende faniyim
Aşk-ı bakiye ezeli sevdalıyım
Korktum artık sevemiyorum
Ayrılacağım diye gamlıyım
Fani âlemde, aşkım olan canan
Dağları taşları konuşturup
Bitkilerden, hayvanlardan sorup
Okyanusları dalgalandırıp coşturup
Sevginin, ebedi sevgisi de yoksa?
Aşkını, sakın ha! Söyleme bana
İnsanın sınırsız hayalini
Almıyor kâinat bahçeleri
Açtı dünyanın çiçekleri
Tohumlar verdi filizleri
Enva-i çeşit meyveleri
Tatmin etmez nimetleri
Saliseler, saniye; saniyeler dakika çarkını çevirir
Dakikalar, saate; saatler gün dilimine devredilir
Günler, aylara; aylar, mevsime yapar devir teslim
Mevsimler, seneye; seneler asra inkılâp eder daim
Tek gayesi doğuda bir üniversite kurmak
Din ile fen ilimlerini birlikte okutmak
Müracaat eder bir dilekçe ile Padişaha
Görüşme kabul edilir büyük ihtişamla
Ağır, ağır; lapa, lapa; havada süzülerek yağıyor kar
Miski amber gibi, ter temiz hava var, bayılıyor insan
Derin bir nefes, ruhumun en ince hassas telini çaldı
İlahi bir musikiyle, ulvi ve kutsi ses etrafa sanki yayıldı
Tempo tutturdu, gökten inerken kar taneleri
İstanbul’da fazla kalmaz beraatından sonra
Van’a gitmeye karar verir Batum yoluyla
Giderken yol üzerinde uğrar Tiflis’e
Burada çıkar Şeyh Sanan tepesine
Böyle bir yetenek neden keşfedilmedi. Ya da ben mi tanımıyorum.