Ulaştık Peygamberler diyarı şehre
Selam verdik şahsı maneviye ye
Girdik Halil İbrahim’in(a.s) dergâhına
Huşu içinde İkindi namazını ettik eda
İki gönül dostu bekliyordu bizi kapıda
On altı Mayıs iki bin üç Cuma
Çıktık seyahate arkadaşlarla
Yol alıyordu, Arabamız hızla
Gecenin zifiri karanlığında
Çektik besmeleyi
Dedik tüm duygularımızla
Düştük, Tarsus yoluna
Varmıştık Danyal(a.s) makamına
girmiştik mübarek peygamberin
o güzel manevi havasına
bizi de şefaatine nail et diye yalvardık Allah’a
Rehberimiz başladı anlatmaya
Mustafa Kemal Paşa, Ankara’ya çağırdı ısrarla
Hemen şifre ile haber gönderildi İstanbul’a
İlk önce gitmek istemez bu davete
Mücadele etmek ister tehlikeli yerde
Barla, o gece fırtınalı şiddetli esti rüzgâr
Sevinçten alkış tufanına tutuldu ağaçlar
Hasretle misafirini bekliyordu ulu çınar
Aşkla, şevkle su akıtacaktı tarihi pınar
Üstad, Barla’da ulu çınar ağacı ile tanışır
Bütün gizli sırlarını birbiriyle paylaşır
Daim üstadın zikrine eşlik eder, koca çınar
Çınarın yerine gözyaşı döker, tarihi pınar
Risale-i Nur, Kuran’a çelikten bir zırh olur
Okuyanın ruhunu kalbini feyizle doldurur
Kuran’ın mucize olduğunu etti ispat
Delilini gösterdi, işte size Kâinat
Üstad, tamir ettirdiği Muş Mescidinde
Gönüllü imamlık yapar mahalleye
Yıl bin dokuz yüz otuz iki, on sekiz Temmuz günü
İnsafsızca dehşetli bir plan hazırlar nahiye müdürü
Risale-i Nur hakikatleri yayılmakta ülkeye
Dinsiz olamazdı Osmanlının öz evladı Türkiye
Isparta’da çoğaltılmak da risaleler şevkle
Okuyan herkesin ruhu nurlanıyor feyizle
Gezegenler yörüngesinden hiç çıkar mı?
Ateşe yak fermanı gelmeden yakar mı?
Aylar Güneşler yıldızlar zamansız doğar mı?
Suya ilahi emir verilmeden insanı boğar mı?




-
Emirhan Kıraç
Tüm YorumlarBöyle bir yetenek neden keşfedilmedi. Ya da ben mi tanımıyorum.