Ulaştık Şehr-i Ramazan’ın ikinci gününe
Daldık güzelim nurani mahyaları seyre
Sahura kalktık davulcun kadife sesiyle
Okundu ezan patladı top buyurun yemeğe
Mübarek Ramazan’ın bu gün oldu ikisi
Ramazan’ın dördüne ulaştık
Zorlanıyor kör nefis ama alıştık
Yeni dostlarla iftarda tanıştık
Nice gönül dostlarına karıştık
Mübarek Şehr-i Ramazan işte oldu dört
Bu gün bak Ramazan’ın oldu beşi
İftar soframızın bulunur mu hiç eşi
Aşçılık oldu herkesin ikinci bir işi
Cömertleşti millet aramıyor üçü beşi
Bak, bu gün Mübarek Şehr-i Ramazan’ın beşi
Bak bu gün Ramazan oldu on dört
Şeytanın başına açıldı en büyük dert
Allah’ın hükmüne itaat et rahat et
Sayılı günler çabuk geçer az sabret
Şehr-i Ramazan bu gün on dört oldu
Bak Şehri Ramazan oldu bu gün on beş
Ey! Orucu tutamayan muhterem kardeş
Gel sende itaat et emre müminlere ol eş
Yoksa Cehennemde zebaniler yedirir leş
Şehri Ramazan oldu bu gün on beş
Kimi, sorayım kimden?
Sorsalar, seni benden
Neler söylerim neler
Ah! Canım bir bilebilsen
Derim hemen az sonra
Muharremin onu, hemde aşure günü
Adem’le (a.s) Havva’nın; Arafat gülü
Yapar Allah; Adem’e o ulvi öğüdünü
Suhufla, açıklar ilk insana hükmünü
Bu gün aşure günü, muharremin onu
Verdi Felek hükmünü
İşte bu gün aşure günü
Müminlerin ise düğünü
Çok çeşitlidir bu öğünü
Kader verdi karar
Daha çocuğum on dört yaşında
Verdi Annem beyaz bir patiska
Rengarenk iplikler makarada
Dedi ilk çeyizini örmeye başla
Elimde tığ, önümde ise örnek mendil
Allah’u-ekberle kalktık ikinci rekata
Koca Kainatta, dimdik durdu kıyama
Eşlik edip tasdikliyor okunan ayetleri
İnsanlığın, huzur huşu içinde kalpleri
Bükük boynu, Rabbı için bağlı elleri
Gönül kapısı açık, fakat suskun dilleri




-
Emirhan Kıraç
Tüm YorumlarBöyle bir yetenek neden keşfedilmedi. Ya da ben mi tanımıyorum.