bomboş kalacak gözpınarların
ağlayamayacaksın
ve dolmayacak bile gözlerin
içinde biriken onlarca şeye karşı
susacak, sessizleşeceksin
yanında olsaydım;
saçlarına gülümserdim, dalgarında boğardı beni
sarılırdım boynuna,
ellerinden tutardım, gözlerine bakıp
kaybolurdum.
kollarınla beni sarmalamanı hissederdim
intihal ettim yüzünü
ondan doldu, taştı satırlarım
intihal ettim yüzünü
senin yüzünden yargılandım
her sayfamda seni anlattım
seni sevmek ya da ölmek
birbirine çok yakın seyler
kendimi kaybettiğim bu yerde
yani sende
yeniden aramak gibi
seni sevmek
unuttum dediğime bakma
hala seni gördüğümde içtiğim su boğazımda kalır
sakın ola sözlerime aldanma
gözden uzak kalanı görünce insan ağır yaralanır
bilmiyorum sende ne buldum
bir dur be muhterem
daha yolumuz çok uzun
bugün yarın sokaklarda
adını haykırıp bağıracağım
daha yolumuz uzun
ellerim boş üstüm ıslak
yolda defalarca düştüm
ama sana geldim
gözlerim kan kırmızı
yüzümde hiç makyaj yok
iyi bak kendine
ellerinin yüzümdeki hatırası siliniyor
anlıyorum gittiğini
iyi bak kendine
gözlerinde şimdi uzak
bir yerde
nereden başlayacağımı bilmiyorum. elimi ayağımı dolaştırdığın yetmezmiş gibi bir de aklımı karıştırdın. gecenin bir vakti beyaz sayfalar açtırmaya çalıştın. bu bir veda, nefret ya da sitem mektubu değil. sadece birkaç satır. ama ben senden önce şu an kulaklığımda çalan şarkıyı hiç dinlemezdim. ne güzel ki senden önce sensizliği de bilmezdim. sanki dün gibi adını ilk öğrenişim. ama asıl dündü gidişin. hayatta kaybetmek de var ama bir kez olsun kazanalım demiştin. sonra bu oyundan kendin çekildin. ne olduğunu unuttun, ne olduğumu unutturdun, ne yazdığımı unutturdun. aslında seni özlemiyorum. kendime kızıyorum sadece. olmadık yerden sevgi beklediğime kızıyorum. seni bu kadar çok sevdiğime, seni sensiz yaşadığıma kızıyorum. ama en kötüsü de gerçekten bekledim ya o. onlarca ülkede, yüzlerce şehirde, binlerce insan arasında yıllarca tek bir simayı aradığıma inanamıyorum. aptallığıma, çocukluğuma inanamıyorum. yanlış olduğundan emin olduğum kararları layığıyla verip üstüne asla vazgeçmeden, sonuna kadar direttiğim için de kendime sinirliyim. yani bir kez daha suçlu benim. ama gün olur da bir günbatımında bir sokakta, sabah otobüs kalabalığına ya da geniş bir koridorda karşılaşacak olursak son seferimizde olduğu gibi kısa bir süre gözlerime bak ve usulca yanımdan geç. çünkü bu meşhur karşılaşmalarımız bir kez daha yaşanırsa ve ben sana birkaç saniyeden fazla bakarsam "neden kendine bunu yaptın" diyerek yakana yapışırım ve bu defa önce korkaklığını yenip birkaç adım atmış ve sonra utançtan bir köşeye sinmiş olan duygularımı bir kenara bırakır ardından sana olan sevgimi ve nefretimi kusarım. çünkü ben kendimi bilmiyorken seni öğrenmeye çalıştım ve tıpkı bir aptal gibi şahsiyetimi senin üzerine inşa ettim. ve şimdi sen kendini darmaduman ettiğin için ben düşüyorum. bu senin suçun değil e. eğer ki sen benim gözlerime bir kez o anlamda baksaydın bu tümüyle senin suçun olurdu. fakat bu benim suçum çünkü ben senin gerçekliğini kullanarak oluşturduğum hayal dünyamda beni gerçekten sevebileceğini düşünmüştüm ve yanıldığımı çok geç anladım. belki biraz daha düşerim ve sonra bir yerlere tutunurum ama sen tek başına, belki birkaç dal sigaran olur yanında, yeniden deneyeceksin, kolay olmayacak. mutlu olmayacaksın. ne anlattığımı bilmiyorum. ama seni lugatımdan silme vakti gelmiş olmalı, güneş doğuyor. uzun saatler boyunca görünmeyeceksin karanlığınla. sonraki gecelerde görüşmek üzere e.
bir sevdadır tutturmuşum
kaç sene oldu
her anımda aynı anlam
her acımda aynı sebep
hava da kararıyor giderek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!