yanında olsaydım;
saçlarına gülümserdim, dalgarında boğardı beni
sarılırdım boynuna,
ellerinden tutardım, gözlerine bakıp
kaybolurdum.
kollarınla beni sarmalamanı hissederdim
senin göğsünde uyurken
uzay boşluğunda gibi
bir kuş gibi hafiflemiş hissederdim.
adını söylerdim, yüz kez.
yüz yetmez, bin kez seslenirdim sana
sonra otururduk bir yere.
uzaklardan bir ses duyardık
uğultulu bir ses
hasret rüzgarı bize doğru esmeye başlardı
ayrılık yangını kavururdu tenimizi, yavaşça
gelen felaket, gelen kıyamet bağırırdı ufuktan
düşman kaderin kervanına gökyüzü de katılırdı
karabulutlar kuşatırdı dört bir yanımızı
ben yine de ellerini tutardım.
sımsıkı
sanki dünya ikiye ayrılsa ve biz iki ayra tarafta kalsak,
dünyayı bir arada tutabilirmişiz gibi.
yüzünün her yerinden öperdim.
adına veda busesi derdik.
dudaklarından öperdim son kez
bir zehri içer gibi.
sonra bir yağmur yağar, seni çekip alırdı.
sonra bir alev yükselir, beni sarardı
yeryüzüyle sınırlanmaz
evrende, var olan en büyük gerçeklikte en uzak iki uç noktaya çekilirdik.
bir araya getirmezdi bizi tanrılar
bir mucize olurdu belki
bir akşamüstü kavuşur
yan yana olurduk.
başka doğrular değil, sen ve ben, yan yana
sonsuza kadar değil, sonuna kadar olurduk
sonunda beraber, yok olurduk.
Kayıt Tarihi : 2.06.2026 22:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!