İki koca yılı bir çırpıda harcayan o vicdan,
Dört aydır gözlerimin içine baka baka kurduğun yalan.
Dün kendi gözlerimle tuttum boynundaki ihaneti,
Yüzüne tüküremediğim o sahte, o rezil merhameti.
Ben sana ömrümü sererken, sen yolları bölüşmüşsün,
Her "başım üstüne" deyişinle, arkamdan ölmüşsün.
Nasıl sığdı o zehir diline bu kadar tatlı masallar?
Nasıl kıydın iki yıllık emeğe, ıssız kaldı bütün yollar.
Ben sana körkütük, ben sana inançla bağlanmışken,
Sen arkamdan başka bir hayatın masalını kurmuşsun.
Her "seni seviyorum" deyişin bir hançermiş meğer,
Sırtımdan vuran o keskin bıçağa bizzat sen yoldaş olmuşsun.
Gördüm işte; o yalan caddesinde, o kirli elleri,
Gözümle gördüm dağlanan içimin en derin yerini.
Kendimi kandırılmış demek hafif kalır bu enkazın altında,
Sen ruhumu söküp almışsın, ben kalmışım bu karanlıkta.
Şimdi ne bir özrün temizler bu zifiri utancı,
Ne de zaman dindirir göğsümdeki bu ağır sancıyı.
Yalanlarınla baş başa, o kirli dünyanla kal,
Ben bittim sandığın yerden, bir ceset değil, bir intikamla kalktım;
Sen en büyük yalandın, ben ise gerçek olan tek masumdan arda kalan.
Kayıt Tarihi : 15.08.2026 15:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!