yolunda gitmez sarhoş
ne düdük çalar bekçi ne polis
tüm alarmlar suskun
diller kör gözlerle konuşuyor
yıldızlara selam durmak yasak
Her secdeye gittiğimde
biraz daha büyüyorum.
İçimdeki korkular
yavaşça yok oluyor.
Kalbim, kelebekler kadar hafif
Seni nasıl tarif etsem…
Aşk mısın,
Özlem mi, sevgi mi, heyecan mı?
Mutluluk musun, yoksa…
İçime sığmayan tüm güzel şeyler misin?
Ölüm ince bir çizgi, sonsuz bir hat,
Kimisine kısa, kimisine uzundu.
Çizginin iki tarafı da karanlıktı;
Bir yanı yaşam, öte yanı ruhtu.
Adım adım izler seni ölüm,
Biz neydik?
Bir avuç dalkavuğun kölesi mi?
Yorgunluktan bitap düşen sistemin sürgünü mü?
Hani, küçükken bize dayatılan bir gelecek vardı ya...
Sürekli sunulan,
Dudaklar... perdelenmiş bende.
Gözler... görmez olmuş.
Kulaklar... sağır.
Diller suskun.
Bu kadar acıya...
Taş olsa çatlar.
Kum denize bağlıdır, tuzunu saklasa bile.
Denizin sahile attığı her şey, özlem gibi birikir kıyıda.
Tane tane avuçlardan kayar—su gibi ürker, sessizce düşer.
Hiçbir kum tanesi diğerine benzemez; tıpkı içimizin kırıkları gibi.
Defterler yazılır tanelere, hiçbir satır su içmez,
İşte tam da böyle bir zamanda,
Tütün gibi sarıldık hayata.
Yüreğimiz nasır, yolumuz taş,
Gecenin koynunda bir kor gibi.
Yürürüz —
Unutulan bir şarkı vardı saçlarında,
Ritmini arıyordun; notalar küskündü.
Bestelemeye çalışıyordun kendini,
Müzik yapıyordun — biraz duyarsız,
biraz yorgun.
gecenin karanlığında yağmur taneleri düşüyor dünyama,
sessizliği bile sessizce vuruyor kapıma.
perde arkasında dinmek bilmeyen acılar var;
bir oda, bir salon ve bende kimsenin bilmediği odalar…
dört bir yanım yağmurun ışıltısında donmuş gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!