Yollar uzak kalmasın dağlara,
her dağ bir yola aşıktır.
Rüzgâr bile bilir yönünü,
her patika bir kalbin izidir.
Geçmişimle geleceğimi harmanladım,
Bir demli çay yaptım,
İçtim…
Ve içtim…
Ne tat kalmış, ne de lezzet.
Yıldızlarla sevişmeyi özledim,
hiç ulaşamadığım o uzaklığa.
Aya dokunmayı hep hayal ettim —
ama hep yarım, hep eksik göründü bana.
Güneşe bakmak istedim doyasıya,
her defasında gözlerim kamaştı.
geleceğe umutlu gözlerle bakıyorum
ilk sevişmemiz kadar sıcak
ilk dokunuşların…
hani şu titreyen ellerin vardı ya
öyle narin
Bir yağmur tanesi,
düşer toprağa serinlik gibi.
Bir kar tanesi,
suskunluğun beyaz sesi.
Boşluk ve Yokluk
Denk gelmeyen... yüzlerce insan...
Bilinmez diyarlarda... aynı kaderi paylaşıyorlar.
Kimisi düşe uyanıyor, kimisi kabusa.
Yolunu çizen çizgi bile tanımıyor kaderini.
Damla damla biriktiriyorum nefreti,
göllerim doldukça sular dinginleşir.
Her hazin sonun ardından,
bir baraj çekiyorum nehirlerime.
İçindekileri dışarıya vurmuyordu deniz,
sessizliğini içine gömüyordu.
Sevgisizlik, ihanetin bedeli oluyordu saçlarında;
yunuslar bir kez gelmemeliydi bu kıyılara.
Gözlerin yakıcı bir volkandı,
Güneş doğarken serinlik verir,
Dağ uykudadır, taş sabırla susar.
Ama batarken,
Eksik bir yamak gibi kalır gökyüzü,
İçine sinmeyen bir vedadır bu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!