Elif’in saflığı ile
pencerende gülümsüyorum.
Nefesin penceremi boğuyor,
kararıyor yüzün —
karanlıklar çöküyor pervazlarıma.
Elif’in saflığıyla yazıyorum,
Bir yudum su gibi,
İçimde bir çığlık
Susmayı seçmiş.
Vav bu…
Ellerim ellerinde, soğukken...
Yaşanmışlıklar geçiyor,
gözlerimin önünden bir bir.
Ne tatlı…
Ne kadar saf...
Domuz bağıyla kitlenmişti sesimiz
Bir çığlık düğümlendi boğazımıza
Avazı çıktığı kadar bağırmak nafile
Ses yok, yankı yok
Yardım eli bize yasaktı
Ne gökten, ne yerden
hey yaşam,
nereye sürüklüyorsun beni?
beni terk etmek
bu kadar kolay mı?
bir çocuğun gülüşüydüm ben —
Yazılmış tüm sayfaları yırt,
Kelimeler yetmiyor artık anlatmaya.
Sen gümüş kolyeye tutkunsun,
en çok suskun bakışlar ölüyor aramızda.
Sen altın bileklik seversin,
Hafif bir rüzgar esiyor teninde,
Dalgalar çarpıyor sahile.
Ne de çok yorgunum, bitap düştüm,
İçsel bir yankı uyanıyor içimde.
Saçlarıma ak düştü,
bu kadar tahlilsizlik neden?
birileri kendinden başka kimseyi düşünmez mi?
bir yardım eli — kırılgan,
daha dokunmadan kırılıyor avuçta.
Haber gelmiyor rüzgârdan,
gözyaşları kavuruyor bedenimi.
Hiç çıkılmamış yolculuklar başlıyor içimde,
hiç yaşanmamış yorgunluklar çöküyor iç dünyama.
Bir tutam saçın elimde,
saklasam, gizli gizli koklasam…
Hisseder misin beni?
Ben hep uzaktan izlerim insanları,
birbirine benzemeyen hayatları…
Kimi ruhundan yorulmuş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!