Resmiyete dökülmemiş
Sarı yapraklardı sonbahar
Ve kasavettendi
Yaprakları başımıza değdirmeyen
Kasketin yamalı burnu.
Hikayem acı
Ani bir sarsılmaydı Ay
Vurgundu Gün
Sular dağlardan aldığı emaneti
Coşarak akıtıyordu
Bir ceset vardı,adı kayıp
Ve gözpınarlarım akmıyordu
Akşam tınılarında tanıştık hüzünle,dost sofralarında
Ben bütün türkülerimi sana söyledim.
Uluorta buyur ettiler dostlar,
Kendi sevgi ülkelerinin eşsiz kadınlarını...
Sen sevemedin beni,bu aymazlıkla
Benim kadehlerim sana,türkülerimde
Kutsal duygular birikip kaldı...
Çırılçıplak suretin
Doğdun mu?
Seni bir kente sığdırmanın gururuydu galiba
Sokak,sarımsı hüzün
Ve utanarak kaçışın
Hangi anlamsız şekli çizsem sayfalara
Ayrık çizgiler
Tasvirlere sığdırılmış tanrılar
Barut kokan yağmur altında
Sicim sicim gözyaşı
Çatlamış dudaklar
Sinirli,ağlamaklı,tozlu dumanlı
Hiçkimsesiz rüzgar,girerken penceremden
Yolların akıbetine uğrayan
Toprak bir dam olsun istiyorum
Dışarıda ıslak bir kar yağsın
İçeride kıpkırmızı bir ateş yansın
İsli bir demlik kaynatsın suyu
Köz olgunlaştırsın çayı
Küçük pencereden sızan az ışık ve muhabbet
Yaşamın her anını fotoğraflaştırsak diye düşündüm.
Aynı tablodan bakıyorduk hayata.Biz ve dostlarımız
bir an çok sevdik birbirimizi,çok yakındık;
Bir boy fotoğrafı çektik
Islak yanlarımı kuşandım
Çölde,
Her yanımı kuşatmış
Kuru bir rüzgar,koskoca boşluk
Evet!
Bu bir rüya
Yandıkça çoğalıyor külleri aşkın,
Sanki çocuk kalbi;
Saf, temiz ama alıngan
Gittikçe çoğalıyor hezeyanları aşkın
Bil-ki bitiriyor beni,akılsız hasretin
Sürdükçe çoğalıyor sessizliği; Netameli bir bekleyiş
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!