Azmi Şahin Şen, 18 Ekim 2002 tarihinde Bartın’da dünyaya geldi. Doğumundan kısa bir süre sonra yerleştiği Ayvalık’ta büyüdü; ilk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. Eğitim hayatına denizcilik alanında devam ederek, Bartın Kurucaşile’deki Kaptanlık bölümünü dereceyle bitirdi. Bir yıllık astsubaylık deneyiminin ardından edebi yönelimlerine ağırlık veren şair, denizlerin ve doğanın sunduğu dinginliği kelimelere döktü. Ayvalık’ın atmosferinden ve doğanın en zarif detaylarından ilham alan yazar, şiiri sessizliğin en güçlü sesi olarak tanımlam ...
Çınar ağacının çatırdayan, kurumuş yaprakları
Ve ıslak Arnavut kaldırımları,
Kokusunu rüzgârla taşıyan çam ağaçları…
Aklımda resmettim, yürürken usulca sokağında.
Yıldızlar da yerli yerinde,
Hepsi yine ve yeniden seni hatırlattı.
Seni düşünerek yazdığım şiirdeki o yıldız ilişmez oldu artık gözüme.
Belki başkası için kaydı
Ya da ben doğru yerde değilim belki de.
Aslında canımı sıkan,
O yıldızı görebilmek için geceyi beklemekte.
Marttan sonra nisan gelir, Kışın bitişine müteakip ilkbahar.
Cemreler düşecek ardı ardına.
Güneş ise ısısını paylaşmaya yakın,
Zaten esirgemez dünyayı kendinden.
Çıkıyor gün yüzüne börtü böcekler, Hiçbir iz yok senden.
Bana şu an gelemezsin,
Ben bile gelemezken kendime.
Aynı hikâyenin yaralı kahramanları,
Neden öldü iki ayrı hikâyede?
Söz geçiremedim, gurur aşktandır diyen yüreğime.
İlk önce uyuşma gelirmiş, akabinde titreşim.
Hiç kıpırdamadan durmak ve beyni kandırmak gerekirmiş.
Yükselip terk edermiş bedeni, özgür olmak isteyen ruh. Niyetin o boyutta rehberin olur, düşüncelerine eşlik edermiş.
Saatlerdir put gibi kaldım, sevdiğim.
Ne geldi uyuşma ne de o titreşim.
Yassı bir kayaya paralel yaslanmışım,
Düşlemekteyim seni.
Özlem perileri yine uçuşurken aklımda,
Anlatırken seni daha da yassı kaya...
Ve daha da yaslandım o kayaya.
Kurucaşile Limanı ayağımın altında;
Yaşları benle bir palmiye ağaçlarının altında,
Bir anlam arıyorum kıyının ve denizin buluşmasında.
Sanırım kıyı anlatıyor, deniz taşıyor dalgalarında;
Duymak istemediklerini geri gönderiyor,
Deniz fiilen taştığında…
Bir kadını arzulamak...
Yalnızca insana mahsus değilmiş demek ki.
Kanatlarından feragat edip inmişler yeryüzüne,
Aşk denen zehri tatmak üzere.
Sahi, kanat kıran arzuydu da adı mı melekti denilen?
Arzuladıkları şey için kovulmuşlar cennetten.
Yakamoz kızıl tonunu çalmış saçlarına,
Güneşte sırma saçlarını daha da parıltırcasına. Kıvrımlarını ezberledim, yandım bir kor gibi her baktığımda.
Kokun artık yüreğimin her baharında.
Ezberledim artık, ilk cemre yüzüne düşüyor.
Elbet kavuşacağız birinde, zihnimde yarattığım bin bir tane ütopya.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!