.
Hilâlin kaderi budur.
Hilâl kaşlar, ağlayan gözleri avutur.
Varsa, gittiğim yolda kusur
Sokağımı çıkmaz eyle Ya Rabbi!
.
Kıvamlaşmış bir ıstırabın çıkmazında
Ak şafağa kesince alacakaranlık,
Bir olasılık doğdu gönlümde
On yedi yılın ardından
Yıldızları andıran.
Kırklar aşkına,
Tutuşarak kızıla kesince gurup,
Omuz omuza verir onlarca meczup.
Allah indi, derler saflara durup.
İmam tekbir getirir: Allah-u ekber!
Süphaneke’yi kısık sesle okurlar.
Bana lâzım olan şey vahdet-i vücut
Senin kemiğin ise vahdet-i mevcut
Komünistim diyorsun ama değilsin
Tarih çöplüğünde bir İbâhiyye’sin.
Şom ağzını açıp katletme mânâyı
Gök koynunda sevgilinin,
Meltem kokan kollarında,
Sütten beyaz çarşaflara
Uzanır tuzlu teniyle,
Sere serpe, yalınayak…
____________Hoyratça
İki yaralı kuş/umuş.
Birbirini bulmuş/umuş.
Kanatlanıp mutlu/luğa
Kafdağı’na uçmuş/umuş.
Otağlar kurulmuş/umuş.
Çekik gözlerinde
Bir sevgi,
_____bir sıcaklık,
__________bir ışıltı…
Çekingen saçlarında
Bir gariplik,
Köpeğin, kemiktir davası.
Kurda hastır hayat kavgası.
Kulun, şaşmışsa pusulası
Kaşınır bu sözden yarası.
Elin kiri dense de para,
Üstad-ı fikir, mutad-ı zikir Necip Fazıl büyüğümüz, bir şiirinde:
“İnsan bu, su misâli, kıvrım kıvrım akar ya
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.”
diyor ya hani; misâl, o misâl canlar…
Ecel, sorar adama ‘kaç ömrün var’ diye…
Öyle ya, kişioğlu kaç ömürlük sermaye ile donatılmış?
Kadın dediğin
Kor ateşi kül,
Kör dikeni gül eyler.
Kadın dediğin
Suskunu bülbül,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!