SÜVEYDA ŞEHRİ
Bir şehir var içimde, adı Süveyda,
Ne haritalarda yerin, ne iz var yollarda.
Her köşesi yarım kalmış bir hayal gibi,
Ben yaşarım hâlâ, taş kalbinde gecenin sada
gönlümde hüzün,
yüzümde tebessüm.
ah bir bilsen,
ne kadar yorar insanı
Bağladım sana tüm umudumu,
hayalini kurduğum o senli yurdumu.
Ne fırtına söktü, ne zaman susturdu,
bırakıp da vazgeçemedim,
Umudum, solgun bir çiçeğin inadıdır;
rüzgârla savrulsa da kökünden vazgeçmez.
Biraz yorgun, biraz suskun
ama hâlâ göğe bakmayı bilir.
Yalınayak koştuğum ardından,
Rüzgâr bile durdu, adını anmadan.
Gölgen kaldı o eski yolun ucunda,
Sen gittin ben sustum, zamansız bir anda.
Belki de zaman,
başlayamadığın yere savuruyordur seni.
Kaçırdığın vapurun iskelesinde
yalnız kalışın ondandır
Bir yıl düştü takvimden
oysa ben bir çağ eskittim içimde.
Zaman,her geçen gün biraz daha yonttu umutlarımı.
Sabırdan ördüğüm surlar yükseldi,
Bir bakışla dirildi kışa dönmüş yanım,
Yelken açtım gönlüne, gözlerin limanım
Sesinde sabah var, güneş var nefesinde,
Kapılıp gidiyorum sözlerinin sesinde.
Seni görünce hafifliyorum,
ömür yükünü bırakmış bir yolcu gibi.
İçimde bir yer sessizce yeşeriyor,
bir yerimse hâlâ kış, hüzünlü.
Tüm yapraklarını dökmüş bir ağaç gibi kalbim,
Gözlerimin ufkunda sükût eden o dağlı sis çekildi,
Gelişin, asırlık bir hicranın kapıya dayanışıdır şimdi.
Işığın şavkına kapıldım, ruhumda nâr izleri var;
Adını zikrettiğim her iklimde, kalbim küle durdu efendim.
Zaman; avuçlarımızda can çekişen aceleci bir kuş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!