Şehrin ışıkları titrek titrek yanarken
Mum gibi içime içime eriyorum
Akşamın bu saatlerinde
Tren raylarının uzandığı
Uçsuz bucaksız tenhalığa benziyorum.
Bir papatya telaşıyla geldim kapına,
Bir baharlık ömrüm kaldı, ömrüne yaz beni.
Gülüşündeki yazı, bakışındaki kışı,
o yorgun eylül akşamlarını
Sarmazsam her mevsimini, aşk değilim.
Suskunluğumuza yükledik
bütün acıları.
Yüreğimize yazıldı
gözü yaşlı şiirler.
Konuşmadan
Karanlık çöktüğünde,
Sakın korkma.
Karanlık,
Işığın tükendiği
bir son değil;
Karanlık,
Acıyı durdurmanın bir yolunu bul
Çitile dualarla yıka ruhunu
Arındır bu dünyanın kirlerinden
Ninniler yağdır yaralarına
Sımsıkı tut sevginin ellerinden
Sen gözümde, gönlümde
uçsuz bucaksız
bir lavanta tarlası.
Ben, renginle, kokunla
sarhoş olan
Ne kadar çok sevildin
biliyor musun?
Bildiğini
biliyorum da
Bile bile




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!