Ayhan Işın Şiirleri - Şair Ayhan Işın

0

TAKİPÇİ

Ayhan Işın

Canım kızıma...
Bir gün sende büyüyeceksin ve uçup gideceksin.! Sen benim biricik kızımsın.! En zor anında sesleneceksin bana.! Yanağında bir esinti duyarsan eğer o an işte ben senin yanındayım ve yanakların avuçlarım da.! Eğer bir sıcaklık hissedersen sana sıkıca sarıldım.! Kulağında bir fısıltı duyarsan eğer, seni sevdiğimi söylüyorumdur.! Sakın inanma.! Sana derlerse ki babaların sevgisi anaların sevgisinden azdır diye.! Babalar kızlarını analardan daha çok severlerde, analar kıskanır.! Bilirler ki babalar kızlarına kıyamazlar.! İşte bazı analar çıkarda kızlarının üzerinden duygu sömürüsü yaparlar. İşte sevgimizi kıskanırlar.! Bir gün sende ana olacaksın belki sende kıskanacaksın. O zaman beni düşün.! Hayat babalara dik durmasını öğrettiği için babaların sevgisi az gibi gözükür de, sen inanma.! Sakın babanın ağlamadığını düşünme.! Sen giderken, sular seller gibi ağlarlar da, Tek göz yaşı göremezsin. Bil ki yüzünü döktüğü an ağlıyordur. İçten içe yanıyordur yüreği.! Babanın ağladığını tek yağmur yağdığı günlerde görebilirsin. Onun içindir babalar yağmuru çok severler.! Her yağmur yağdığı zaman baban senin gidişine ağlıyordur.! Kimsecikler görmesin diye.! Her yağmur yağdığında bil ki baban ağlıyor.! Belki sevinçten belki de üzüntüden ama her zaman yağmuru sev.! Ben yağmuru seviyorum.! Canım kızım her zaman bu yürek seninle atacak.! Seni seven yüreklerde olacak ama unutma ilk nur yüzüne düştüğü zaman, ilk yüzüne bakan, erkek benim.! Sen hala gözümde ilk doğduğun anki kızımsın.! Doğduğun gün sevincimi kimseler bilemedi.. Kimse gideceğini bile, bile seni sevemez.. İşte bir tek babalar sever kızlarını bile, bile.! İyi ki doğdun gül yüzlü güzel kızım hiç boynunu bükme, bir gün öldü deseler. Sakın.! inanma ben hep senin yanında olacağım.! Sıkı, sıkı sarılacağım sana…

SENİ SEVİYORUM CANIM KIZIM... BABAN
21-05-2008 22:47

Devamını Oku
Ayhan Işın

Ben doktor olacağım
Hastaları kurtaracağım
Hiç acıtmayacağım
Size aşılar yapacağım

Ben doktor olacağım

Devamını Oku
Ayhan Işın

Güne güle, bülbüle....

cana canana dosta düşmana...

güzel güne GÜNAYDIN...

Devamını Oku
Ayhan Işın

her gün seni bekledim
gözlerini, sözlerini,
mutluluğu
bir gün beni sevgiyle kucaklamanı,
seni seviyorum demeni
sensiz olmuyor demeni

Devamını Oku
Ayhan Işın

.....................İstanbul'da Kasım ayı her sonbahar gibi bir gün yapraklar dökülüyor. Yeşil sarıya dönmüş ölüyor ağaçlar bir kez daha ölüyorlar.! Yağmur, yağıyor hafiften esrik bir sis var. Ağaçların altında yürüyorum ayaklarımın altında eziliyor ölü dallar sararmış solmuş yapraklar savruluyor.! Sis çökmüş yağmur ahmak ıslatır. İleride mezarlık sisin ve yağmurun sesiz yağışlarıyla mezar taşları donuk ıslak. Her günden farklı bu gün sen yoksun, belki hiç yoktun. Ben hayal dünyasında seni bulmuştum. Yine yağmurlu bir kış gününde, kış bahara gebeydi ağaçlarda tomurcuklar, içimde bir sen vardın. Mutluydum sevinçliydim. Sularda ayaklarımı vurup sevincimi yaşamıştım. Geceler geçmek bilmezdi, gündüz olsun da işe gideyim sesini duyayım diye.! işte şu ağaçlar çiçekler açacak ve yüreğimde seninle baharı yaşayacaktım. Baharla geldin, bana sonbaharla gidiyorsun.! Yine yağmur yağıyor. esrik siste sen sararıyor soluyorsun neden bu mezar taşları bu kadar güzel geliyor bana.! elerimde güller sonbaharın; baharı göremeyecek kendisi zorlasa bile açmak için son sıcak günleri bekleyen güler.! Sen yüreğimdesin güleri gögüsüme bastırdım, belki açar diye.! Şimdi onları bırakacağım toprağa ama hangi mezar taşına hediye etsem.! Mezar taşlarına bakıyorum Mehmet, Ahmet, Melehat, Sevgi, Aşk Canım, Birtanem, Eşim, Dostum hangi mezar taşına bıraksam.! Yoksa bırakmasam mı? Böyle bastırsam yüreğime açar mı? Zoraki sonbahar gülleri açmaz diyorsun ağlayan gözlerinde damlacıkları görüyorum damla, damla esrik sisin içinde düşüp toprağa kayboluyorlar.! Neden bu göz yaşların aşkım? Neden sen istedin ayrılığı, ağlama gül neşelen mutlu ol.! Ben yokum artık. İsmi olmayan bir hatun mezarına bıraktım açmamış güleri. Sonra sisi yararak ayrıldım toprağından. Sonra yağmur başladı, hızlıdan sis dağıldı yapraklar sarıdan siyaha döndü. Maviyi özlemeden yürüdüm. Caddeler ıslak, kaçışan insanlar, arabalar insanları ıslatarak geçtiler. Yağmura naletler yağdırarak kaçıştılar saçak altlarına.! Yanaklarımdan süzülen yağmur damları buluştu kara asfalta çamurla yağla karıştı biraz ötede kasabın kanalından akan kanla, kırmızı yağmurla buluştu.! Durdum kasabın camından seyre daldım kasap etleri kemikleri elindeki satırla parçalıyordu. Etler kemikler ve kanlar sağa sola sıçrıyor, umursamadan vuruyordu. Sanki normal bir şey yapıyor gibi hem konuşuyor hem de vuruyordu. Yüzüne sıçrayan kanları elinin tersiyle siliyor ve yüzüne sıvaşan kan damlacıkları teri ile karışarak yüzünde kırmızı allıklar oluşuyordu. Birden kendimi tezgahın ardında buldum. Ben de kırıyorum kemikleri ilikleri çıkıyor sıvaşıyordu elerime kemiklerin. Birden sen aklıma geldin şimdi diyeceksin ki ne alaka.! Vurdum, vurdum sanki iyi geliyordu bana bir daha vurdum.! Hakikaten rahatlamıştım. Ara verelim bir müddet diyordu.! Sesin. Ara neye ara verelim sen bana seni seviyorum diyorsun aşığım diyorsun ama ben sana gelemem diyorsun ara verelim.! Satırı daha da yukarıdan savuruyorum artık tamam dedim. Ara verelim.! İstemiyorum ara vermek seni istiyorum ben.! Satırı son güçümle vuruyorum. Birden yağmura bakıyorum. Camekandan yukarıdan aşağıya git, gide kızarıyor cam, kan buharla karışıyor ve içimde bir acı…! Bakıyorum ki elimi kolumdan ayışmışım hala parmaklarım kemiği sıkıyor kolum sallanıyor sanki elden kurtulmuş hortum gibi her yeri suluyor kopuk kolum.! işte bir Aşka böyle ara verilir.! Kanla sulanmadan.! Sonra koşuşturma insanlar koşuyor yağmurdan kaçar gibi. Kolumu tutuyorum kravatım ile boğuyorum. Damarlarım sinirlerim kemiklerim hala tutuyor o aşkı kimse ayıramıyor kopuk elimin parmaklarımı kemik parçasından sonra hastane sonra doktorlar birden dalıyorum kızıl dağ da öpüyorum seni, caddelerde koşuşturarak geçiyoruz, bir lokantada gözlerine bakıyorum. Kollarım sarıyor seni hasret doruklarında, sen kollarımda liseli aşıklar gibi yürüyoruz çam ağaçlarının gölgesinde, bırakın diyorum.! Ben burada kalmak istiyorum doktor olmaz diyor dön geri diyor.! Ne var bu dünyada ben orada ve sen kollarımda sonsuzluğu bulmalıyım.! Bırakın ölmek istiyorum, bırakın, bırakın beni ölmek daha iyi.! Ben orada yaşarım seninle sonsuza kadar bırakın soğuk sarsın yağmur yağsın güleri bıraktığım hatunun kucağına bırakın beni hep yağmur yağsın sis esrik, Selvilerin arasında soğuk toprağa bırakın beni doktor.! Elsiz yaşanmaz.! Aşkım yok artık.! Ben yine orada yaşayayım sevdiğimin kollarında kızıl dağda salıncakta sallanayım. Doktor yok diyor bu yara öldürmez seni.! Bak kolunu da diktik ama bu ara bazı parmaklarını kullanamayacaksın sinirlerin hasar görmüş belki sevdiğinin elini bile tutamayacaksın.! Canım yanıyor doktor bıraksaydın ölseydim. yaşanmaz parmaksız tutamadıktan sonra aşkımın elerini elsiz kalmak daha iyi. Bir den irkiliyorum. Kasap yanımda ağabey niye ağlıyorsun.! Yok ağlamıyorum yağmurdandır. Sonra kasabın kanlı eleriyle tanışıyorum. Dört parmağı yok. Sizi seyrediyordum. Öyle kızgın vuruyordunuz ki kemiklere dalmışım. Parmaklarınızı nerede kaybettiniz diye soruyorum. Ağabey gel sana bir çay ısmarlayayım diyor. Çaylarımızı içerken hikayesini anlatıyor. Bir gün diyor dükkana bir kız girdi vuruldum siyah gözlerine Aşık oldum. O da bana vuruldu. İki de çocuğu vardı bir de uğursuz, ayaş kocası. Onunla hep hayaller kurduk yeni yuvamızı mutlu günleri hayal ettik. Ayrılacaktı adamdan sevmiyordu onu. Ben her şeyimi verdim ona ama o çocuklarını bırakamadı. Ara verelim dedi ve bir daha dönmedi.! işte bir gün onu düşünürken kendime ona hırslanırken ben ara verdim dört parmağıma iki parmağımı çocukları için diğer ikisini de bizim için ayırdım. İşte parmaklarımın hikayesi. Çaylarımızı içtik hikayemizi dinledik. hayırlı işler diledim ayrıldım. Yine yağmurla esrik sisle ve ayağımın altında uçuşan sonbaharın kara yaprakları ile mezarlıktan geçerek yürüdüm. Yine sen vardın yüreğimde, yine yağmur yine ayrılık ve elerini tutamayacağım aralanmış elerim.!
Yine İstanbul’da yağmur var.! Yine ben yağmuru seviyorum.!

22/11/2006 23:05

Devamını Oku
Ayhan Işın

bana sarılmanı istiyorum...
bir annenin yavrusuna sarıldığı gibi...
yada sevgilisine sarılan bir aşık gibi...
sarılmanı istiyorum...
sevmeni istiyorum aşkla...
yüreğinin derinlerinden...

Devamını Oku
Ayhan Işın

kal gitme gözlerimden...



senin yerin yüre?im...

Devamını Oku
Ayhan Işın

Temenniğim bir demet sevgi... yürek yarası açmayan bir aşk....umut dolu bir yaşam...biliyorum köşe başında bekliyorsun beni... ama hangi köşedesin... bir işaret koy ki bulayım seni....bak mutluluk yüreğimde saklı... sen çıkar oradan... senin olsun... yüreğim aşkla dolsun... bir sabah erkenden uyanalım... güneşin doğuşunu seyredelim birlikte... sonra sana güzel sözler fısıldayayım... kulakların sevgi sözcükleri dolsun... sonra akşam olsun kız kulesinde kahvemizi yudumlayalım... güneş batarken Sarayburnunda kızıllığı yüzüne vursun.... ben sana aşk şiirleri yazayım... seni seviyorumlu binlerce söz söyleyeyim.... elele tutuşalım liseli gençler gibi sahil boyu yürüyelim.... evimizde sana yemekler yapayım.... sakın lambaları açma iki kırmızı mum yakalım... duvarda gölgelerimiz oynaşsın.... iki kadeh kırmızı şarap içelim... ben sana tapayım gece boyu... sen gecemin ilahı ol.... dudaklarımızda mühürleyelim aşkımızı.... şarkımız çalsın.... sen omuzlarımda uyurken.... bir işaret koy hangi köşede bekliyorsun beni...bulamadım seni....


16/01/2006 18:45

Ayhan IŞIN

Devamını Oku
Ayhan Işın

Merhaba dosta, dostluğa, dost olan dostuma
Elimi uzattım; elimden tuttun
Bakmayı, bakıpta görmeyi öğrettin bana
Kayıp olmuş benliğimi buldum seninle
Uyandırdın beni yılların uykusundan
Bir defa daha güneşi gördüm

Devamını Oku
Ayhan Işın

yağmur var sokaklarında İstanbul’un!
nefes alışlarda bahar,
toprak kokusu,
yüreğimde sen,
iman tahtasında bir sızı,
gidip gelişlerde korku!

Devamını Oku