Havasına suyuna, toprağına taşına
Ha diyen evetine hayranım biliyorsun
Güzüne ve yazına, baharına kışına
Yetmişine yedine, hayranım biliyorsun
Keçi burcuna bakan, hevsel seni yazıyor
Gözümden dökülen bir damla yaşa
Bakarken üzülüp silecek misin
Mezarın üstünde oturup taşa
Ne acelen vardı diyecek misin
Uçan kuşlar bilir çekip gideni
Fırtınanın yağmurla dans ettiği
Yalnızlığın yalnız kaldığı gecelerde
Rüzgarla seni konuştuğum doğrudur
Baykuşların suspus olduğu
Beynimde tilkilerin cirit attığı
Gitme zamanı gelmiş durması çok zor
Giderken bırakıyor yürekte bir kor
Ne beni zahmete sok ne kendini yor
Dualar ona yeter duydun mu doktor
Hastanın dermanıdır bir tutam sevgi
İnsanların hayatı bin bir komedi,
Oysaki yaşadığımız hepten drama.
Haksızı ayırmadı, haklı bilmedi,
İnsanlığın merhameti düştü grama.
Cehennem de yükselir zalimin sesi,
Kel başıma sürüver şimşir tarağı
Benden önce gidiyor göbeğin yağı
Bedenimi taşımaz dizimin bağı
Nasılsa uzay çağı dediler doktor
Hastanede başına bir karo taşı
Minik bebek yatıyor, gözleri açık kalmış
Kökünden kopardılar, büyümeyecek yaşı
Nasıl hesap verecek ,ondan ömrünü almış
Katilse cani kullar ,dinmez ana gözyaşı
Değerli has olsa da, silahların kumaşı
Bunu oku ey insan sanadır sözüm
Bir kaç sözümü yazdım tınlamayanın
Dört Kitabın dördü der üstünde gözüm
Bu şiiri okuyup anlamayanın
İndir bindir yaparak geldik durağa
Halil İbrahim sofrasında
Ruşen ve Gülşen çocuklarımız
Aynuru ışığı altında
Aydınlık geleceklere
Mustafalı Zeynep’
Zelalığıyla bir yaşam
Maşallahla başlar Aydının yolu
Yanında Aynur var , alemin nuru,
Öyle bir yuva ki sevdayla dolu,
Birlikte örmüşler haklı gururu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!