bana hor bakışındı beni kötü yazdıran
yapdığım fedakârlık az mı geldi ey canan
ben içmeye kalkarken senin için baldıran
seni rahatsız eden söz mü geldi ey canan
hayat diye bindiğin ırmağın salı mıdır
(vezn-i aher)
hayat beni – derde yeni – attı gitti - neyleyim
derde yeni – attı gitti – neyleyim – artık seni
attı gitti – neyleyim – artık seni - sevgini
neyleyim – artık seni – sevgini – ve benzini
Yaşadığımız aşk muğlak olunca,
diyardan diyara göçülür ey Yâr!
Gezilen yerlerde elem bulunca,
belki sevgiden de kaçılır ey Yâr.
Kaçan kurtulsaydı kuş kurtulurdu
Od veya asit değil, beni gözlerin yaktı
Siteminde mavi gök gürledi şimşek çaktı
Hür dolaşmak isterken dağı bayırı çölü
Gözlerin beni aşkın zindanlarına tıktı
sandım şeref verir senle irtibat
şeref duydum ama nail-i meçhul
yanılmak insana mahsus tabiat
fark etmez olsam da cahil-i meçhul
aklın sıra bana bir oyun kurdun
Gökan Öztürk‘e
mütevazi derviş gibi tokum da
İnegölköfte ve mantı severim
konuşsun vatandaş susmasın ama
ağıza vurulan bantı severim
yeni bir sayfaya yeni bir güne
dalalım üç kuruş fazla da olsa
uğur böceğini sevgi göğüne
salalım üç kuruş fazla da olsa
ışığı kesince bir kara perde
Hancı keyfin varmı dert dinlemeye
çözülüyor bende dil yavaş yavaş
talihin zulmüyle döndüm semeye
bağrıma saplanır mil yavaş yavaş
önce gurbet sonra maraz dadandı
papatya falıyla bir dilek tutsan
gerçeği hayali şaşmaz mıyım ben
sen bu yana doğru bir adım atsan
doludizgin sana koşmaz mıyım ben
var mı örneğim bir Allah kulunda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!