Sevgim
kusursuz değildi.
Biraz kırmızıydı,
biraz mavi,
biraz öfke,
biraz özlem...
Ama gerçekti.
Ve gerçek olan her şey gibi
iz bırakıyordu.
Aşk
Seni sevmek
sana kavuşmak değildi.
Seni sevince
dünyanın bütün eksiklerini
biraz daha güzel taşımaktı.
Aşk
İşte sevgili:
Bunca kalabalığın içinde
sana rastlamayı
tesadüf saymadım.
"Tesadüfler
bu kadar güzel
gülümseyemez."
Aşk
Aşkın Cebindeki Şehir
Sen gelince
şehir biraz yana kaydı.
Kaldırımlar
ayakkabılarımızı değil,
birbirimize olan uzaklığımızı taşıdı.
Ben sana
“gel” demedim.
Çünkü bazı gelişler
çağrılınca küçülür.
Sen kendin geldin.
Bir akşamüstüydü;
gökyüzünün cebinden
iki bulut düştü.
Biri yağmurdu,
biri sen.
Ben ikisini de
üstüme aldım.
Sonra ellerin...
Ne çok şey anlatıyordu
susarak.
Ben o ellerde
bir ülke buldum.
Pasaportsuz,
sınır kapısız,
kimseye hesap vermeyen.
Adı belki aşktı.
Belki de
insanın kendisine
ilk kez yabancılaşmaması.
Sen gülünce
bir kahve fincanı
daha güzel oldu.
Buna şaşırdım.
Aşkın böyle küçük şeylere
bulaşabileceğini bilmiyordum.
Bir fincana,
bir sokağa,
gece yarısı çalan telefona...
Hatta
sensiz geçen bir güne bile.
Çünkü sen artık
yanımda olduğun kadar
yokluğunda da vardın.
İşte orada
başladı asıl mesele:
Seni sevmek
sana kavuşmak değildi.
Seni sevince
dünyanın bütün eksiklerini
biraz daha güzel taşımaktı.
Ve ben,
Bunca kalabalığın içinde
sana rastlamayı
tesadüf saymadım.
Tesadüfler
bu kadar güzel
gülümseyemez.
Aşk
Bir akşamüstüydü;
gökyüzünün cebinden
iki bulut düştü.
Biri yağmurdu,
biri sen.
Ben ikisini de
üstüme aldım.
Aşk
Sen gelince
"Aşkın Şehri" biraz yana kaydı.
Kaldırımlar
ayakkabılarımızı değil,
birbirimize olan uzaklığımızı taşıdı.
Aşk
Seninle İyi
Aşk dediğin
zaten yeterince karışık.
Sen geldin,
Benim bütün
“iyiyim”lerim bozuldu.
Meğer iyi değilmişim.
Sadece
alışmışım yalnızlığa.
Sen bir şey yaptın mı?
Yok.
Öyle büyük bir şey değil.
Çayı koydun mesela.
Yanıma oturdun.
“Bugün nasılsın?” dedin.
Ben de ilk defa
gerçekten düşündüm.
Nasıldım?
Seni görünce
biraz daha insan.
Biraz daha sabırlı.
Biraz daha kendim.
Aşk
Yanıma oturdun.
“Bugün nasılsın?” dedin.
Ben de ilk defa
gerçekten düşündüm.
Nasıldım?
Seni görünce
biraz daha insan.
Biraz daha sabırlı.
Biraz daha kendim.
Aşk
Seninle İyi
Öyle süslü laflar etmeyeceğim.
Aşk dediğin
zaten yeterince karışık.
Sen geldin,
Benim bütün
“iyiyim”lerim bozuldu.
Meğer iyi değilmişim.
Sadece
alışmışım yalnızlığa.
Sen bir şey yaptın mı?
Yok.
Öyle büyük bir şey değil.
Çayı koydun mesela.
Yanıma oturdun.
“Bugün nasılsın?” dedin.
Ben de ilk defa
gerçekten düşündüm.
Nasıldım?
Seni görünce
biraz daha insan.
Biraz daha sabırlı.
Biraz daha kendim.
Bak,
Senden ev, araba,
büyük sözler istemiyorum.
Bana bir akşam ver.
Yan yana oturalım.
Sen konuş,
Ben arada saçma sapan
itiraz edeyim.
Sonra ikimiz de gülelim.
Hayat zaten yeterince ciddi.
Aşkı da
mahkeme salonuna çevirmeyelim.
Bazen kız bana.
Hatta bayağı kız.
Ama küsüp gitme hemen.
Çünkü ben
barışmayı senden öğrendim.
Bir de şunu öğrendim:
İnsan sevdiğine
“sensiz yaşarım” diye
hava atmasın.
Yaşar tabii.
Ama ne gerek var?
Ben seni
muhtaç olduğum için değil,
Yanında kendimi
daha iyi bir adam
bulduğum için seviyorum.
İşte bütün mesele bu.
Gerisi?
Gerisi laf.
Çok laf.
Aşkın da zaten
en büyük düşmanı
fazla laftır.
Gel,
Bir çay daha içelim.
Dünya birazdan
yine canımızı sıkacak.
Hiç değilse
o gelmeden önce
birbirimizin yanında
iyi olalım.
Aşk
Ben seni
muhtaç olduğum için değil,
Yanında kendimi
daha iyi bir adam
bulduğum için seviyorum.
İşte bütün mesele bu.
Gerisi?
Gerisi laf.
Çok laf.
Aşk
Sen gülmüştün.
Gülüşün,
Eski bir pencerenin
camına vuran güneş gibi
birdenbireydi.
Ben o anda
sana âşık olduğumu
bilmiyordum.
Aşk
Gün bitti.
Sen gittin.
Ama ben,
O küçücük anı
hâlâ taşıyorum.
Bir ömürlük aşkın
bazen yalnızca
bir saniyelik görüntüsü vardır.
Aşk
Anlamın İçinde Sen
Seni sevmek,
hayatın bana sunduğu bir mutluluk değil yalnızca;
bütün acılarına rağmen
yaşamaya değer olduğunu hatırlatan
sessiz bir anlam.
Bazen insan
en karanlık odasında bulur kendini.
Ne bir kapı görünür,
ne de sabaha dair bir işaret.
Sonra seni düşünürüm;
ve anlarım ki
insanın yolunu aydınlatan şey
her zaman ışık değildir,
bazen uğruna yürüdüğü bir kalptir.
Sen benim için
hayatın kolay olduğu yer değilsin;
hayatın zorlaştığında
neden devam etmem gerektiğini
hatırladığım yersin.
Ellerini tutmak istemem yalnızca
sana yakın olmak için.
O ellerde
kendi varlığımın ötesinde bir anlam bulurum:
Bir insanın başka bir insanın hayatına
“Buradayım” diyebilmesinin
en sade hâlini.
Belki aşk,
mutlu olmak değildir her zaman.
Belki aşk,
bütün belirsizliklere rağmen
bir insanı seçebilme cesaretidir.
Ben seni seçiyorum.
Çünkü seninle birlikte
hayatın bütün cevaplarını bulduğumu değil,
sorularına rağmen
yaşamaya devam etmek istediğimi hissediyorum.
Ve eğer bir gün
her şey elimden alınırsa,
geriye yalnızca
seni sevmiş olduğumu bilmek kalsın.
Çünkü bazı sevgiler
hayatı güzelleştirmekten önce
ona bir anlam verir.
Aşk
Bazen insan
en karanlık odasında bulur kendini.
Ne bir kapı görünür,
ne de sabaha dair bir işaret.
Sonra seni düşünürüm;
ve anlarım ki
insanın yolunu aydınlatan şey
her zaman ışık değildir,
bazen uğruna yürüdüğü bir kalptir.
Aşk
Sen bana “kal” dediğinde
neden gitmekten korkuyorum?
Sen sustuğunda
neden bütün kelimeler
birdenbire sana dönüşüyor?
Çünkü arzu,
sahip olduğumuz şeyden değil,
eksik kalandan doğuyor.
Ve sen neden
benimle tamamlanan
en güzel cümlesin?..
Aşk
Arzunun Adı
Seni seviyorum,
ama bu cümle
sana ulaşmadan önce
dilimde başka bir şeye dönüşüyor.
Çünkü sen,
benim söylediğim değilsin;
söyleyemediğim şeyin
içinde büyüyorsun.
Sana yaklaştıkça
aradığımın sen olmadığını fark ediyorum.
Belki de seni
tam da eksik olduğun yerde seviyorum.
Bir bakışın yetiyor
içimde yıllardır kapalı duran
bir kapıyı açmaya.
Sonra ben,
o kapının ardında seni değil,
kendimde kaybettiğim bir parçayı arıyorum.
Aşk biraz da budur belki:
İnsanın ötekinde
kendi boşluğuna bir isim vermesi.
Sen bana “kal” dediğinde
neden gitmekten korkuyorum?
Sen sustuğunda
neden bütün kelimeler
birdenbire sana dönüşüyor?
Çünkü arzu,
sahip olduğumuz şeyden değil,
eksik kalandan doğuyor.
Ve sen
bende tamamlanmayan
en güzel cümlesin.
Seni elde etmek istemiyorum artık.
Çünkü seni elde ettiğim anda
seni arzulayan o uzaklığı
kaybedeceğim.
Ben seni
tam da ulaşamadığım yerde seviyorum.
Belki aşk,
iki insanın birbirini bulması değil;
iki yalnızlığın
aynı eksikliğe bakıp
“işte sensin” demesidir.
Sen benim eksikliğimsin.
Ben de senin
adını henüz koyamadığın
o suskun soruyum.
Aşk
Belki aşk,
iki insanın birbirini bulması değil;
iki yalnızlığın
aynı eksikliğe bakıp
“işte sensin” demesidir.
Sen benim eksikliğimsin.
Ben de senin
adını henüz koyamadığın
o suskun soruyum.
Aşk
Sevgi,
her gün büyük sözler söylemek değildir;
zor gün geldiğinde
küçük bir cümleyle:
“Ben buradayım.”
diyebilmektir.
Aşk
Bazı insanlar
hayatımıza misafir olarak girer;
bazılarıysa
hayatın kendisine dönüşür.
Aşk
Sana Ayrılan Ömür
Aşk, gençlikte başlayan
bir ateş sanılır.
Oysa insan yaş aldıkça anlar:
asıl aşk,
ateş söndükten sonra
aynı insanın yanında kalabilmektir.
Ben seni
geçici bir heves gibi sevmedim.
Bir sabah uyanıp
başka bir yöne çevrilecek
bir kalp değildi benimki.
Sana bir ömür ayırdım;
çünkü ömür,
insanın sahip olduğu en ciddi sözdür.
Yıllar geçecek,
saçlarımıza zaman dokunacak,
ellerimiz eskisi kadar güçlü olmayacak.
Fakat ben yine
senin yanında oturup
sessizce çay içmeyi
büyük bir mutluluk sayacağım.
Çünkü sevgi,
her gün büyük sözler söylemek değildir;
zor gün geldiğinde
küçük bir cümleyle:
“Ben buradayım.”
diyebilmektir.
Dünyanın düzeni değişir,
insanların fikirleri değişir,
şehirler değişir,
hatıralar bile zamanla solabilir.
Ama ben
sana verdiğim sözü
değiştirmek istemiyorum.
Çünkü bazı insanlar
hayatımıza misafir olarak girer;
bazılarıysa
hayatın kendisine dönüşür.
Sen benim için
geçip giden yılların içinde
kalıcı kalan o güzel kararsın.
Ve günün birinde
geriye dönüp baktığımda,
hayatımın en doğru kararını
tek bir cümleyle anlatacağım:
Seni sevmek,
ömrüm boyunca verdiğim
en güzel sözdü.
Aşk
Aşk,
insanın kendi içindeki
kaçak kapıyı bulmasıdır.
Ve sen
o kapının ardında değilsin.
Sen
kapının kendisisin.
Ben hâlâ
anahtarı çeviriyorum.
Gece ilerliyor.
Şehir susuyor.
Kalbim,
eski bir makine gibi
senin adını
durmadan
üretmeye devam ediyor.
Aşk
Aşkın Kaçak Frekansı
Gece yarısı.
Şehir sigarasını yakıyor.
Kaldırımlar uykusuz.
Bir polis sireni
uzaktan geçen bir düşünce gibi.
Ben seni düşünüyorum.
Yanlış frekans.
Kesik görüntü.
Bozuk bir radyo.
Sesin geliyor:
“Buradayım.”
Sonra parazit.
Aşk dediğin şey
belki de budur—
iki insan arasında
kaçak çalışan
bir elektrik hattı.
Dokunuyorsun.
Bütün şehir
bir anlığına kararıyor.
Seni unutmaya çalışıyorum.
Olmuyor.
Çünkü sen
unutulacak bir insan değilsin;
unutmanın içine
bırakılmış bir virüssün.
Her sabah
başka bir yüzle uyanıyorum.
Ama aynada
senin yokluğun duruyor.
Sana sahip olmak istemiyorum.
Seni kaybetmekten
korkuyorum.
İkisi arasındaki farkı
kimse bana öğretmedi.
Aşk,
insanın kendi içindeki
kaçak kapıyı bulmasıdır.
Ve sen
o kapının ardında değilsin.
Sen
kapının kendisisin.
Ben hâlâ
anahtarı çeviriyorum.
Gece ilerliyor.
Şehir susuyor.
Kalbim,
eski bir makine gibi
senin adını
durmadan
üretmeye devam ediyor.
Aşk
Bir gün şehirler değişir,
saraylar yıkılır,
nehirler yönünü değiştirir,
insanların söylediği bütün sözler
zamanın içinde silinir.
Ama aşk...
Aşk, insanın kalbine
zamandan daha eski bir yazıyla
kazınır.
Sen benim kalbimde
bir isim değilsin yalnızca;
uzaktan görünen bir dağ,
fırtınadan sonra açan gökyüzü,
karanlığın içinde
yolunu unutmayan bir yıldızsın.
Aşk
Sana Doğru
Ey sevgilim,
Gece, dağların omzuna
koyu bir sessizlik bırakırken
ben yıldızlara seni soruyorum.
Deniz, kıyıya her vuruşunda
sanki adını söylüyor;
rüzgâr, saçlarından aldığı bir hatırayı
dünyanın bütün yollarına dağıtıyor.
Ben seni yalnız bugün için sevmedim.
Seni,
henüz doğmamış sabahların
içimde taşıdığı umutla sevdim.
Bir gün şehirler değişir,
saraylar yıkılır,
nehirler yönünü değiştirir,
insanların söylediği bütün sözler
zamanın içinde silinir.
Ama aşk...
Aşk, insanın kalbine
zamandan daha eski bir yazıyla
kazınır.
Sen benim kalbimde
bir isim değilsin yalnızca;
uzaktan görünen bir dağ,
fırtınadan sonra açan gökyüzü,
karanlığın içinde
yolunu unutmayan bir yıldızsın.
Eğer bütün ışıklar sönerse
ellerini bulurum.
Eğer bütün yollar kaybolursa
sana doğru yürürüm.
Çünkü insan
sevdiği kişiye giden yolu
haritalardan değil,
kalbinden öğrenir.
Ve bir gün
gökyüzü beni çağırırsa,
ardımda yalnız bir cümle bırakırım:
“Ben dünyadan geçtim;
ama seni severken
sonsuzluğa dokundum.”
Aşk
Bir gün
gökyüzü beni çağırırsa,
ardımda yalnız bir cümle bırakırım:
“Ben dünyadan geçtim;
ama seni severken
sonsuzluğa dokundum.”
Aşk
Ben seni
yalnız gözlerinle tanımadım.
Seni,
yanında kendim olduğum
o kısa sonsuzluktan tanıdım.
Ve evren ne kadar büyürse büyüsün,
benim için hâlâ
en büyük keşif
sen olacaksın.
Aşk
Seni Kaydetmeyen Evren
Bir gün
yeryüzündeki bütün bilgisayarlar susacak.
Uydular yörüngelerini unutacak,
şehirlerin ışıkları sönecek,
insanlığın bütün arşivleri
sessiz bir karanlığa dönüşecek.
Ama ben
senin bana ilk baktığın anı
hatırlayacağım.
Çünkü bazı anılar
beyinde değil,
insanın varoluşunda saklanır.
Belki başka bir gezegende
yeniden doğacağız.
Belki adımız başka olacak,
ellerimizin biçimi,
sesimizin rengi değişecek.
Sen beni tanımayacaksın.
Ben yine de
yanından geçerken duracağım.
Nedenini bilmeden.
Belki kalbimiz,
bizden önce yaşamış
iki eski yıldızın hafızasını taşıyordur.
Belki aşk,
evrenin milyarlarca yıllık
bir tesadüfü değildir.
Belki bütün bu yıldızlar,
bütün bu zaman,
bütün bu sonsuz mesafe
iki insanın bir gün
birbirine rastlaması için
sessizce bekliyordur.
Eğer evren
bizi yeniden ayırırsa,
ışığın ulaşamadığı bir yerde bile
seni ararım.
Çünkü ben seni
yalnız gözlerinle tanımadım.
Seni,
yanında kendim olduğum
o kısa sonsuzluktan tanıdım.
Ve evren ne kadar büyürse büyüsün,
benim için hâlâ
en büyük keşif
sen olacaksın.
Aşk
Aşk,
sevdiğini kendine benzetmek değil;
onun benzersizliğinin karşısında
kendi sınırlarını unutmaktır.
Aşk
Kayıt Tarihi : 14.08.2026 09:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!