Arzuhal Şiiri - Akın Kalkan

Akın Kalkan
75

ŞİİR


11

TAKİPÇİ

Arzuhal

Ey mülkünde dilediği gibi tasarruf eden, gizli ve aşikâr her hüznü bilen, kaza ve kaderin mutlak hâkimi yüce Rabbim...

Ben, Malatya'nın o demir kapılı, soğuk duvarlı yetimhanesinde büyüyen; dünya gurbetinde kimsesizliği tadıp, teselliyi yalnızca, senin sonsuz Rahmetin de bulan kulunum. Biliyorum ki yarattığın her zerrede bir hikmet, aldığın ve verdiğin her nefeste bir adalet vardır. Senden hiçbir dünyevi nimet, makam veya şan beklemiyorum.
Rabbim, Senden tek niyazım; sonsuzluk yurdunda, cennet bahçelerinde misafir ettiğine inandığım anneme ve babama, bu garip lisanımla halimi arz etmendir. Onlara de ki; dünyada boynu bükük kalan çocukları, kaza ve kaderin sırrına erdi ama yüreğindeki sızıyla onlarla konuşmak istiyor...

Anne, baba... Siz bu fani âlemden göçüp hakiki yurdunuza vardığınızda, ben henüz bir buçuk yaşındaydım. Beni o ranzaların gıcırtısına, kimsesizliğin o ağır yüküne bıraktınız. Önceleri çok ağladım, çok sızladım. "Neden?" diye sordum çocuk aklımla. Boyumun yetmediği pencerelerden yollara bakarken hep o gelmeyecek adımlarınızı bekledim. Biz orada doya doya koşup oynayamadık. Şiddet gördük, itildik, dünyadan saklanmış o binaların içinde yaramazlık yapmayı bile tadamadık.

Fakat büyüdükçe, o çileyle yoğruldukça anladım ki; Hak Teâlâ’nın her işinde aklımızın ermediği bir hikmet, her kederin ardında gizli bir lütuf varmış. Eğer siz yanımda olsaydınız, sıcacık bir yuvada el üstünde tutulsaydım, belki dünyanın o sahte şefkatine, fani güzelliklerine aldanacaktım. Belki kalbim dünyaya meyledecek, kibre düşecek, asıl sahibini unutacaktı. Rabbim sizi elimden aldı ki, kalbim sadece O'na bağlansın, O'ndan başkasına sığınmayayım. Yetimlik hırkasını bana giydirdi ki, dünyevi "hiçlik" makamını o dört duvar arasında bulup, hakiki varlığa, O’nun sevgisine tutunayım.

Bize annemizi babamızı anmayı, hatta gizlice secdeye varıp namaz kılmayı bile yasakladılar. "Özleminizi kâğıda yazın" dediler. Fakat onlar, içimdeki o sessiz secdeleri, kaza ve kadere olan o sarsılmaz teslimiyetimi göremediler. Ateşe atılan İbrahim'i ateşin yakmadığı gibi, yurdun o karanlık koridorları, o ağır travmalar da benim imanımı yakamadı. Acılarla dolu hikâyeleri olan kardeşlerimle omuz omuza verdik; isyan etmeden, doğru ve temiz kalarak, kaderimize razı olarak çıktık o kapılardan. Benim feryadım isyandan değil, sadece evlatlık hasretindendir. Siz cennetinizde sakın mahzun olmayın, benim ahım benim imtihanımdır.

Rabbim... Mademki ezelde böyle takdir buyurdun, boynumuz kıldan incedir. Verdiğin yokluğa da, kalbime koyduğun bu derin sızıya da, alnıma yazdığın bu çileli ama nurlu yazıya da sonsuz kez amenna. Şikâyetim Haktan değil, yalnızca içimdeki bitmek bilmez hasrettendir. Bu bir isyan değil, ateşi kalbime düşüren Rahman'a, bir yetimin nazıdır.

Merhametlilerin en merhametlisi Rabbim; madem dünya gözüyle onların elini öpmemi nasip etmedin, bari şefkatine sığınarak diliyorum; ne olursun bu gece rüyalarımın kapısını onlara aç. Onlara söyle, bu gece uykuma misafir olsunlar. Sadece bir an yüzlerini göreyim, hiç tatmadığım o sıcaklıklarını, kokularını hissedeyim.

Ve Rabbim, onlara de ki; evladınız bu mektubu size bugünkü aklıyla, kemale ermiş yaşıyla, kaza ve kadere tam teslim olmuş bir yürekle yazıyor. Fakat içindeki o hasret, yurdun soğuk camlarından yollara bakan o küçük çocuğun özlemiyle, ilk günkü gibi taze ve yakıcıdır. Anladım ki; insan bu dünya sürgününde kaç yaşına ererse ersin, saçlarına ne kadar ak düşerse düşsün, omuzlarına ne kadar yük binerse binsin, yüreğindeki o yetim çocuk hiç büyümüyor, o anne baba boşluğu asla dolmuyormuş ve sızısı hiçbir zaman dinmiyormuş. Günü geldiğinde, bu fani ömür nihayet son bulduğunda, bizleri o dolmayan boşlukların sevgiyle taştığı cennetinde kavuştur.

Sonsuz teslimiyet, hasret ve dua ile...

Akın Kalkan
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 15:50:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!