...
Kırbaç şakladıkça deri çatlıyor:
Dışarıdaki o "hiç olmamış şey"
İçeri fırlamak için duvarları kemiriyor.
Babanın sert gölgesi;
eli bastonlu o / a r k a b a h ç e t e r z i s i /.
M A K A S .
Adımdan önce adamlığım yatırıldı fırladığım masaya.
Düşümdeki kadın düşüverdi kollarımdan,
unutturuldu aynalara.
"Ben kadın gibi erim." Böyle söyledi beni doğurtan o yuvarlak el: Madam Kukla.
Oysa bir utançla "kız gibi kız" derdi annem,
Babamsa "er gibi er işte, ötesi yok" deyip
çarpardı kapıyı her defasında yüzüme.
Ben; o s o y u s o p u k u r u t a n v e l e t.
Saçlarım uzasın istedikçe,
babam gözünü kırpmadan kesiverirdi.
Gezegenler arası sırrı buduyor her sabah;
babam saçlarımın gece uzadığına bir kez şahit olmuştu.
Korkunca bırakmıyor elindeki o gümüş makası.
Uzamasa saçlarım;
kesiyor eline geçeni,
elinden kaçanı,
elinde çürüyeni…
...
- Mevzular derin fanzin- 62.sayı/ 2026
Gülcan AydınlıkKayıt Tarihi : 22.06.2026 22:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!