Seveceksin beni,
Öyle çocuk şefkatiyle değil;
Zor sev, imkânsız sev beni.
Ismarlama aşkını, satma sevgini bana.
Kurtar beni karanlığımdan,
İstemekti seni her şeyden çok,
bir çocuğun ağlayarak istediği oyuncaktan çok istemekti.
Tanrı’dan dilemek değildi, dilenmekti seni.
Herkesten çok istemekti,
cenneti istemektin belki de.
Seni istemek, cehennemi yaşamaktı.
Katil şiir midir, yoksa şair mi?
Cinayet duygular mıdır, yoksa
içimizde beliren süveyda mı?
Katil dediğimiz şey de ne peki?
Eli kanlı, bıçaklı biri mi?
Kollarımda ölen biri var,
asmış kendini; tanımıyorum, kim bu?
Ayakkabısı fiyakalı,
çorapları delik biri.
Eski harflerle yazılmış aşk,
yağmış kar memleket dağlarına.
Soğuk bir aralık akşamı;
burası biraz garip, öldürmüyor, yaşatıyor.
Yormuyor, özletiyor:
sesini, kokunu,
Aşkım içinde bir imkânsız,
İçimin içinde bir sızı.
Sevdam çekilmiş çarmıha,
Gelmeyen bir başlangıç,
Bitmeyen bir son gibi.
İlk görüşte aşk mı, klişe?
Ben ilk görüşte içimdeki boşluğu
seninle doldurdum.
Bilmeyeceksin kaç şiir sana yazıldı,
kaç mektup gelmedi,
Aşk ne renk diye soru mu olur?
O gün sevdiğin ne giydiyse,
utandığında kızaran yanakları ne tondaysa,
rüzgârda savrulan saçları ne renkteyse,
aşkın rengi bence odur.
Gözüm dalıyor uzaklara.
Uzaklarda yine sen.
Sahiden, sen neden uzaksın bana?
Uzak denen şeyde ne,
yanımda olmayıp içimde olan sen.Uzak mısın bana?
Sesini duyamıyor,
Ay ışığında oturmuş, seni düşlüyorum.
Gölgen ay ışığında ahenkle dans ederken, ben içimizdeki şeytanı taşlıyorum.
Sen yine uzaksın bana, ben bir o kadar yakın.
Gittikçe gidiyorsun, mutlu bir sona.
Ama yine yanında ben yokum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!