Güneşin yüzü bile soğuk Ankara’da bugün;
Sanki bu şehirde her şey o yaman ölüm rengi.
Hayat alabildiğine donuk, hayat bayat;
Bir adım ötesi artık, o incecik beyaz çizgi.
Ay gelmez oldu pencereme, sular çekildi...
Gönlümde esip duran o deli rüzgâr sustu.
Kayboldu yeşil bir huzur yorgun gözlerimden;
İçim soğuk, yüreğim ise sadece anılar dolusu.
Kış bahçesindeki o perişan hayallerim;
Odamı süsleyen karanlığa büründü birer birer.
Radyonun düğmesini her çevirdiğimde;
Yalnızlığın o acı türküsü, gözlerime sürülür gider.
İçimdeki ses ayaza mahkûm oldu artık;
Her şarkıda kendimi arıyor, kendimi buluyorum.
Rüyalarım beyaz, ben kardan daha beyaz...
Sesim bile beyaz şimdi, hiçbir şey görmüyorum.
Bir aralık akşamı, Ankara’nın o ıssızlığında;
Çaresiz ellerim bile birbirine yetmez oldu.
İnatla tutunduysa da dalına o son yaprak;
Sonunda sarı sarı düştü... Toprak oldu.
Geriye sadece karın o amansız beyazı kaldı,
Işıklar söndü, perde indi bu sessiz şehirde.
Ömür dediğin, bir aralık akşamında son buldu.
Bir şair sustu Ankara’nın en kuytu yerinde.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Eller birbirine yetmediğinde, insan kendi yalnızlığıyla hesaplaşır.
•Karanlık odalar, unutulan rüyaların mezarıdır.
•Radyomdan çalan her şarkı, eski bir yalnızlığa eşlik eder.
21 Aralık 2018 / Cuma / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 15:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Zamanın dilinden, sabır en derin anlamı çıkarır; en karanlık geceyi aydınlatmaya bir tek yıldız bile yeter."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!