ANILARIN SELAMI VAR
Ne güzel günler yaşadık seninle...
Şimdi geçmişe dönüp baktığımda
bir ömrün avuçlarımızdan kayıp gittiğini değil,
bir ömrü sığdırmaya çalıştığımız
kısacık zamanları görüyorum.
Ne çok anı bıraktık birbirimize...
Birlikte güldüğümüz akşamlar,
sessizce birbirimize baktığımız saatler,
aynı gökyüzünün altında
kurduğumuz o küçük, güzel hayaller...
Bizim bir dünyamız vardı sevgilim;
kimsenin bilmediği,
kimsenin dokunamadığı.
İki kalbin birbirine sığındığı,
bir bakışın bin cümleye yettiği
sessiz bir dünyaydı bizimki.
Sonra ne olduysa oldu...
Bir gün ellerimiz ayrıldı,
ama kalplerimiz birbirinden
öyle kolay kopamadı.
Şimdi geceleri
kendime hep aynı soruyu soruyorum:
Ayrılmasaydık...
seninle evlenir miydim?
Aynı evin ışığını mı beklerdim akşamları?
Sen kapıdan girdiğinde
bütün günün yorgunluğunu
bir tek bakışınla unutur muydum?
Sabahları senin yanında uyanıp
gözlerini açmadan önce
yüzünü sessizce seyreder miydim?
Sen saçlarıma dokunurken
ben başımı omzuna koyup
“İşte benim evim,”
der miydim?
Belki...
Belki de hayat,
bize bir ömür vermek yerine
birbirimizi ömür boyu hatırlatacak
kadar zaman verdi.
İnsan en çok da
yaşanmamış ihtimallere yanıyor.
ben seni kaybettiğim için değil yalnızca,
seninle yaşayabileceğim hayatı
hiç yaşayamadığım için özlüyorum.
Bazen bir şarkı çalıyor...
Dünya susuyor,
sen konuşmaya başlıyorsun içimde.
Bir sokaktan geçiyorum,
adımlarım geçmişe dönüyor.
Bir koku,
bir akşam serinliği,
bir cümle...
Yetiyor seni yeniden bulmama.
işte o zaman
anıların selamı geliyor sana.
Hani birlikte yürüdüğümüz yollar var ya...
Gülüşlerimizi bıraktığımız sokaklar,
sessizliğimizi paylaştığımız akşamlar...
Hepsi seni soruyor bana.
“Bitti mi?” diyorlar.
Ne cevap vereyim?
İnsan, yaşadığı güzel şeylere
“bitti” diyemiyor.
Kimi aşklar biter,
Fakat hatıraları bitmez.
Kimi insan gider,
ama onların bıraktığı boşluk
yıllar geçse de
aynı yerde durur.
Sen gittin...
seninle yaşadığım
hâlâ içimde bir yerde
seni bekliyor.
Belki sen çoktan unuttun.
Belki hayatında başka sabahlar doğdu.
ben bazen
gecenin en sessiz yerinde
hâlâ “biz” kelimesinin
neden bu kadar ağır olduğunu düşünüyorum.
biz yarım kalmadık sadece...
Biz, hiç yaşanamayan bir ömrün
özlemi olarak kaldık.
Aslında senden hiçbir şey istemiyorum
Ne dönmeni,
ne geçmişi değiştirmemizi,
ne de yarım kalanları tamamlamanı...
Sadece bir gün
bizim şarkımızı duyarsan
bir an dur.
Gözlerini kapat.
beni hatırla.
Seni bütün kalbiyle sevmiş
bir kadının olduğunu hatırla.
Seninle bir ömür hayal etmiş,
aynı sofrayı,
aynı evi,
aynı sabahı düşlemiş
bir kadının...
eğer bir gün
sen de kendine sorarsan:
“Ayrılmasaydık ne olurdu?”
Bilmiyorum ...
Belki evlenirdik.
Belki aynı yastıkta yaşlanırdık.
Belki çocuklarımızın gülüşü
evimizin duvarlarına sinerdi.
Belki de yine birbirimizi kaybederdik.
bir ihtimal var ki
onu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz:
Belki biz,
birbirimizin en güzel hayatı olacaktık.
İşte en çok buna yanıyorum.
sen benim hayatımdan çıkıp gitmedin yalnızca...
Sen, benim seninle yaşayabileceğim
hayattan da çıkıp gittin.
Şimdi sen kendi hayatına,
ben kendi sessizliğime...
Aramızda yıllar,
yarım kalmış cümleler
ve unutulamayan anılar var.
Ama ne zaman geçmişin kapısını açsam
bir yerlerden yine sen çıkıyorsun karşıma.
anıların yine
aynı şeyi söylüyor:
“Anıların selamı var sana...”
Benim de sana
son bir selamım var:
Ne güzel günlerdi ...
Ne güzel sevmiştik birbirimizi.
Keşke ayrılmasaydık.
Keşke kader,
bizi birbirimize sadece hatıra yapmak yerine
bir ömürlük yuva yapsaydı.
Olmadı...
İnsanın hayatında “keşke”ler vardır;
insanın dilinden düşer,
ama kalbinden hiç çıkmaz.
Sen benim en güzel “keşke”m,
en derin “iyi ki”m,
en yarım kalmış ömrümsün.
— GeceGözlü
Kayıt Tarihi : 11.08.2026 16:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!