Sen gibi dökülmüyor saçları hiç bir kadının
Sevilmiyor üstüne, yaşanacaksa eğer aşk.
Sadece, tende yansaydı bütün o duygular
Her kadın aynı tat ve ömrü üç beş dakika!
Sürecekti bu hevesler ter kuruyana kadar.
Sana! Zehri, çanak ile tutanın elinden olsun
Dudaklarına ateş, zem zem gibi serin.
Değme hiç üstüme ırak ol! Çek kendini
O ipekten giydiğin fistanın kirlenir.
Ben kara lastik giymiş ayaklarına
Yolu olmayan şu köylerin!
Kan hakkı için!
Bana bir
Sana iki
Onlara üç
Bize dört
Size beş
Sadece aşk yoktur yaşamların içinde
sadece para ve menfaat de yoktur.
Islah olmaz bir inatla kalbe kurşun atandır aşık
tıpkı acımasız bir bencilliğin cimrisi de.
Hep aşka yazar kıt akıllı ferman bilmez
üç kelimeden ikisi lügat envanteridir.
Mutlu bir insan işi değil bu! ..
Zorlamak imkansız;
mutlu bir insan; özgürlüğün boşluğunda dır
gövdesin de olmaz ki hiç bir ağacın!
O, dal uçların da bir isyan
bir fırlatmadır en ciddi konular da.
Benim kadınım bir terazi;
emsalsiz bir vicdan, yüreği ak gündüz olmalı.
Suskun ufkuma dalan ses, ekberi ilahi
içimin portresinde aşk olmalı bütün nevalara yüklenmiş
bir çıkış olmalı, bir meyan ki güftesi benden içeri
bütün sözleri silip geçmiş, adımla okunan!
Ah Nalan, ah!
Sen değilmisin
Balkonuma köprü atan.
Hani bir gün
Geçeyim dedimde
Nerden bilirdim
Bırakılan umurdan geçmez aşağı;
saymam ki ümüğe dizili bıraktığın,
yok yere kırgınlığım ölecekmiş!
''İnanamam sesine verdiğin bu telaşa! ''
Sen! Dibisin bütün kara belaların.
Suya düşmüş Mihri canım hicranın dalgalanır!
O ay parçası yüzün de gözyaşından belli.
Ağlarsın! Kalem parmakların dudaklarında
Titreyen tenine rüzgârlar yar gibi sokulur.
Bir yeis uğultusu doldurur sisine bulutların
Gölgeler hastadır! Toprak gamlı bir ihtiyar!
Bir ara sokulan boşluğun
mızrak ucu kadar keskin.
Veranda da olmuşum,
değilim, ama sanki sonsuz
bir yerin de durmuşum.
Bir göz var bakışları çok keskin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!