Hasretin vurunca kor gönül gözüm
Bilmez gittiğini kör gönül gözüm
O bir vefasızdı gör gönül gözüm
İnanmak istemez yanıldığına
Yakar akşamları bir mum ışığı
Koşturdun peşinden yolun üstünde
Aşkın sapağında yorgun bıraktın
Uyumak isterken kolun üstünde
Gidip uzağında yorgun bıraktın
Eridim mum gibi yakışlarında
Hasret limanına çekildi gönül
Zincire vurulmuş bir esir gibi
Bıraktın sebepsiz yıkıldı gönül
Çok sevmem göründü bir kusur gibi
Olsada anlatsa bu aşkın dili
Herkes mutluluğun koşar peşinde
Kimisi yakalar, kimi kaçırır
Yanında olmazsa dostun eşinde
Hasret tünelinde zaman geçirir
Gönül sever ama, karşılık bulmaz
Sen çaldın yar bütün hayallerimi
Giderken götürdün mutlu halimi
Hiçbir aşk görmedi böyle zalimi
Yazdırdın adını aşk kitabına
Geçen yıllar sana olsun hediye
Sorarlar hayattan beklediğimi
Bir sevgi birde yar gibi seveni
Bilmezler içimi ne çektiğimi
Hep mutlu sanmayın yüzden güleni
İstanbul gördümde içinde sevgi
Gönül ayrılığı er geç anlarsın
Aklını başına topladığın an
Giden o zalime neden ağlarsın
Yara kanar duru sakladığın an
Geç gelen bir aşkın düşüp peşine
Hep seni düşündüm gece boyunca
Sönmedi ışığım yakılı kaldı
Resmini seyrettim hasret duyunca
Gözlerim yüzüne takılı kaldı
Bülbülle konuştum vardı bahçemde
Korkarım ben gönül ayrılıklardan
Ömrümü sonuna dertli taşıma
Çok sevme birini bak hep uzaktan
Neler çekip geldim ben bu yaşıma
Kimisi dert dağı bırakıp gitti
Her çiçekten biraz var sanki, sende
Dudağın kırmızı gülün içinde
Papatyalar açmış o güzel tende
Yanağın bembeyaz tülün içinde
Dalgalı saçların gül sarmaşığım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!