Fabrikada gece vardiyası
Nihat Usta’nın narası; “Çekiç sesi gelsinnnnnn! ”
Geliyordu; ama yarı bilek gücü, yarı makine
Gerçi şimdi otomasyon neyin vardı ya konuşulan el-burjuvasi cümlesince…
Tak tak tak çekic sesi; trak trak trak makine sesi
Babam dedi az kalmıştı emeklimize
Müezzinler Bülbül gibi şakırdı oğul
Namaz vakti tez olalım abdest alalım
Bu anımız ne güzelmiş dinle bakalım…
Sınır şehri Iğdır, Sen de bilirsin
Feride geçerken atıyla yoldan
Çizmeli ayağı, kamçılı eli
Boynunda yazması, düğmeli pantol
Dolunay görülmez güzelliğinden
Her yiğidin gönlündeki yazmalı…
Kitaplar arasında görünmeyen dudaklarından dökülenler
Kalkan sol eller, kızıl bayraklar
Egemenlik salt emekçiye haiz gibi proleter dikta çığlıkları
Kırılan putlar, değişim ve sermaye…
Çocuk, genç, orta yaş ve yaşlı örgütlenmeler
Nemrut semaya ok atıyordu, oysa semanın sivrisineği kadar gücü vardı, gördük
Dönemin çağdaşı (? !) Firavun, iman edenlere karşı haykırdı;
“Benden izin almadan mı iman edeceksiniz? ! ..'
Tıpkı; 'Bizden izin almadan mı örtüneceksiniz? ! .. ” diyenler gibi...
Oysa iman etmek; fıtrat hakkıdır, yaşam hakkıdır, teslimiyyet hakkıdır orjinde aslolan...
Ey nebi gül açar gülistanında,
Mazlum yumrukların sembolü sensin,
Sevdan yüreğe göz yaşları dökmüşse,
Çeçenyalı yetimin babası sensin.
Gel sana dağlar taşlar selam etsin,
Evrensel…
Tüm insanlığa…
Tüm coğrafyalara…
Komşu haklarına…
Çevreye…
Eve…
Yine bir gün maaş günümüz geldi
Kalabalık içeri, Devlet Bankası
Sıra sıra içerde bekleşip duran;
Kimi ziraatçı, kimi de memur…
Vezne önü birikmiş, sinirler gergin
Yaş dört buçuk, hayatı daha da buçuk
Az duyan ve dilsiz küçük bir adam
Tandırda ekmek yaparken anam
Geldi yanına isimsiz çocuk..
Sarıldı kuru lavaşa bir, iki, üç, dört
“Bir eşeğim de olmadı binelim” derken
Seksen üç senenin derin ahından
Telgraf direğinde emek yazgısı...
Devlet Üretme Çiftliği tel örgülerinin parmak izidir elinin nasırları
Güneşe güneş doğurtan erken kalkışlarda
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!