Doğsun güneşin dünyalarıma,
Sonsuzluğun içinde güneşinde yanayım.
İster kasırgan essin,ister fırtınaların,
Yeterki senle olup çölünde kavrulayım..
Fırtınaların alıp götürsün beni,
İz Yap Dünyadan Geçerken Ömrüm,
İz yapki ruhum gelipte görsün.
Öyle bir iz yapki dünyada ömrüm
Gelecek nesillere ışıklar dolsun.
İz yap dünyadan geçerken ömrüm,
Yok oluşa sarılmış,
Var oluş,..
Yokluğunda var olmuş,
Sonsuzluktan,
Doğuş........
Evvelin başında ezel,
Öyle ülke düşlüyorum ki yaşansın,
Şifasız hasta olmasın ki hastalıklar azalsın.
İnsanlar bunalmasın birbirini vurmasın,
Derde acı binmesin,insanlar delirmesin.
Güneş öyle doğsun ki karanlık yer kalmasın,
Binlerce kurşun saplanıyor,
yüreğime,
Paramparça yüreğim,
yangınlar
içinde,
Eritiyor kurşunları yanan yüreğim,
İnsanlar çaresizdir zaman karşı,
Önüne kattıklarını alıp gidiyor,
Bir boşluk misala yutarcasına,
Kemiği toprağa saçıp gidiyor.
Çağımız zamanla yarış etsede,
Yüreğimde yangınlar volkanlara eşdeğer,
Yanıyor,yanıyor,yanıyorum.
Düşüncelerim yıldırımları geçer,
Sanıyom,sanıyom,sanıyorum.....
Hasrete hasretim arıyorum,
İnsana benzer yaratık insanmış gibi uyandı.Robotlaşmış dünyanın insan kalıntısını görmüştü.Her yönüyle kendine benzeyen kalıntıyı,süper beyninde canlandırmaya uğraşıyor,bütün ayrıntıları kendine uyduruyor,kendininde böyle canlılardan geldiğine inanmıyordu.
Teknolojinin verdiği bütün imkanlara rağmen yinede süper beyni kitleniyor,Bilim adamı olmanın sarhoşluğu içinde deneylerini kendine mal etmek için meslektaşlarından yardım istemiyordu.Neydi bu sır? İnsan beyninin ulaştığı her yüzyılın örneklerini sıraladı.Aradı.Yıl 2050...Yıllar önce önemsiz gibi görünen sır ona ulaşılmaası imkansız sorunlar çıkarıyordu.Ay,merih feth edilmiş,yıldızlara gidilmiş,dünya da kendinin acizliğine kızıyordu.Bilgisayarlara sorduğu sorular cevapsız kalıyor,şekil olarak insan gibi görünen robotun anlayamadığı neydi? Elindeki kitap büyüyor,büyüyor,ağırlığı kaldırılmayacak durumlara düşüyordu.Anlayamıyordu böyle birşeyin olacağını.Düşüncelerinden sıyrılıp dışaredki seslerin içinde geçen yüzyıllarda birşeyler karışmış gibi kulak verdi.Aradığını bulamayanların edasıyla sinirli olarak düğmelerin hepsini çalıştırdı.Teknolojinin üstünlüğüne kendisini inandırmaya uğraştı.Geçen zamanları yutarcasına yaptığı yenilikleri gözden geçirdi ve doğal insanı yüzyıllar geçsede çözememişti.
Kalplerden çıkan aşk ateşine,
Gözlerden çıkan yaşlar ne yapsın.
Sevdaya düşen yanık kalplere,
Denizler çaresiz göller ne yapsın.
Hızla geçen zamanda hep boynu bükük,
Ağlayıp güldüren heves olmuşsun.
Mevsimler içinde bahar gibiydin,
Zamansız başlayan kışa dönmüşsün.
Sengiyle,şefkate her zaman hasret,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!