Kapkara iki gözün ucunda, sen bir gölge gibi
Gerçekten de çok uzaktasın, ulaşamadım sana
Uçsuz bucaksız çölün koynunda, ben de kumlar gibi
Savruluyorum da rüzgarınla alışamadım sana
Seni ve
Ne gelir elden
Bir var bir yok uzaktan gelen
Selam olup çıktığında duvarın ardından
Kıpırdanmaya başladığında ruhumda bir taraf
Ağır ol diyen his çıkar ortaya da
E hadi sen çözül şimdi
Bana diyemediklerini haykır
Söyleyemediğini yaşa doyunca
Köşeyi dönünce karşına çıkıveren en yakınının yüzünde bıraktığı ize benziyor sesinden geriye kalan...
Alışkanlıkların bir yerden sonra kanıksandığı zamanlar vardır ya hani! Farkına varmadan başlarlar hani. Bir yudum içkiyi izleyen sonra ki yudum gibi
Durduk yere özlenilen ve aslında özlenmeye gerek olmayan şeyler vardır ya hani
Hah işte o misal bir tat bırakıyor insanın damağında. Ki oysa her gün zaten alıyorken o tadı senli zamanların içinde. Ama yine de özletiyor işte bilinçsizce.
Yatağımı toplamadan çıktım dışarı bu gün
Alel acele bir hal vardı ruhumda sanki ve
Ayaklarımın gittiği yeri bilmeden döndüm sokağı
Bu gün biraz garibim evet
İlk günümü hatırladım, senli
Öncelikle bilmelisin ki bu bir savaş ya da mücadele değil. Ve yine bilmelisin ki yaşananlar ya da niyetlerin hiç biri içten pazarlıkla ortaya konmuş değildiler. Seninle yaşadığımız bu garip ''ilişki''nin nedenleri ve sonuçları hakkında da bir yorumda bulunmak istemiyorum. Ve sana bakışımda seni gördüğüm hal ve vaziyetin en küçük bir kötü baklış içermediğini en başından en sonuna sadece ama sadece çocukluk masumiyetinde bir nazarla olduğunu da bilmelisin. Şu zamana kadar geçenlerden sonra sana kızgınlık neredeyse hiç yok içimde. Bir iki sitemin olmasını da anlayışla karşılayacağını düşünüyorum. Şu satırların yazılış sebebi ya da bunlardan sonra gelecekler hakkında da en küçük fikrim ve beklentimin olmadığını da bilmeni isterim. Şu ana kadar okuduğun kısımdan sonra yazılı dilin diplomasi havasında olduğunu görecek ve belki bu durumdan rahatsız bile olacaksın. Ama olma.
Senin beni görüş ya da bana bakış şeklinde emin olduğum tek konu bana saygının olduğu. Belki acımayla karışık biraz da sevgi vardı. Küçük bazı anlarda gerçeğe yakın olduğu da oldu sanırım. Bu da muhim değil. Sorun da değil. Sen sanıyorsun ki bu adam bir karar aldı ya da ne bileyim sana bakışımda bir değişme var. Hayır. Bende olan en gerçek hal sanırım umutsuzluk. Hem de her dönemde. Yani seninle iyiyken bile böyleydi. Çünkü bu belirsiz haller bendeki paranoyanın içinde karamsarlığımı döküyordu ortaya. Eh senin de benden çok iyi olmadığın hayatın güzelliğine bakışı düşününce sanırım bu bizim yaşam şartlarımızın bir getirisi gibi geliyor bana.
Ve evet seni çok istedim. Çok beğendim. Çok takdir ettim. Benim seni görüşüm başkalarına göre abartılı gelebilirdi hatta senin bile zaman zaman abartma dediğin zamanlar oldu. Oysa bunlar abartı değillerdi. Hani bir deyiş var ya kuzguna yavrusu kuğu gibidir. O misal biraz da. Ben seninleyken dünyanın en güzel kadını en seksi en zeki ya da her ne haltda en iyi olanı umrumda olmuyor. Bu senin yeterince iyi olmadığından değil benim seni bana fazlasıyla yeterli görmemden kaynaklanıyordu. Hele ki düşününce sende olanların farkına varmayan dünyaya biraz da alaycı bir ifadeyle baktığım çok olmuştur. Hey yavrum hey kadının hasını ben kaptım der bir ifadeye sahip olduğum anlarda yani. Çünkü gerçekten öyleydi ve gerçekten çoğu insanın kadrini kıymetini anlamayacağı bir durum ve tavırdı duruştu kapasiteydi sendeki. Ve galiba sen de hep bunun anlaşılması, farkına varılması için bakınıp durdun etrafa. Belki farkında bile olmadan hem de. Neden sonra karşına çıkan ve seni sendeki her şeyi farkedip anlayan ve değer veren kişinin ben olması tek eksi yöndü galiba. Çünkü yine sanırım sen bu kişinin çok daha farklı şekil, konum ve meziyetlerle hatta tavırlarla olmasını istiyordun. Eh bu sebepledir ki sana kızamıyorum. Aslına bakarsan ne yapmış olursan ol sana kızamayışımın en büyük sebeplerinden biridir bu. Ve hayır sana bunları söylerken kedi ciğer durumuyla ya da nasılsa elimden gitti ya da nasılsa vazgeçtim ondan dur iki döktüreyim tavrıyla yazmıyorum. Bilakis ben seni sevmekten bir an bile vazgeçmedim. Öyle değil midir ki zaten. Sevgi sözleşme imzalayarak alınıp verilmez değil mi. Ve evet bunları yazıyorum, yazarken de rahatım, acı içimde yaşamaktayken ve seni delice özlerken. Ve evet bu bir yerde bir tür veda bile sayılır ki aslında sen o vedayı çoktan etmişken. Sadece seni anladığımı bilmeni istiyorum. Yaptığın ve yapmadığın her şeyde hem de. Kızsam da küssem de içten içe sitemler etsem de yine de anladım ve anlıyorum.
Uzun zamandır bu denli sessiz olmadı
Kelimeler uzun zamandır bu denli ortalıkta kalmadı
Hep bir bahenesi varken sıralanmaya ard arda
htmlP align=centerDIV style='BACKGROUND-COLOR: #333333'/pfont face='Monotype Corsiva' color='c5c761' size='2'
İki kelime gün ola bir gün
Düşmüşler yola şafak vakti
Dere tepe aşılmış
Ovalardan sonra doru bi dağın eteğinde
Sazı dala asılmış
Yuvarlanan kayalar gibiyim
Ardım sıra gelen toz duman kötülük
Bir an olsun bırakmazken peşimi ve
Ak gün
Aklımda yarını saklı sabah gün
Ağartısını tesbihimde sakladığım safak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!