Neden biz hep kendi evladımızı yeriz?
Soyumuzu kemirmek için kunduza ne gerek;
Kendi kökümüzü kurutur, kendimiz bitiririz.
Var mıdır "Ben Şekspirî'yim" diyen bir Fransız?
Ya da bir İngiliz, Rus veya bir Alman;
"Ben Hugovî'yim, Dostoyevskî'yim" diyen amansız?
Oysa doğudan batıya, dünyanın dört yanından,
Milyonlarca "Ben Mevlevî'yim, Rumi'yim" diyen var;
Konya'yı makam bilip, ayrılmayan yanından.
Güneş kendi toprağında doğar da batar mı hiç?
Kendi öz cevherini küçümser mi bir millet?
Aslanı boğar ise sığ sulardaki ardıç,
Kaderi zillet olur, sonu ise melanet.
Neden hep bizden çıkar atasına yabancı?
Kendi kültürüne düşman, ceddine söven şoven;
Kendi yurdunda garip, kendi soyunda hancı...
Alparslan, Fatih, Yavuz; üç kıtada kılavuz,
Farabi, Biruni, Ali Kuşçu ve Aziz Sancar...
Türeci ve Şahin’le göğsümüzde parlıyoruz.
Bakmazlar mı tarihin o şanlı aynasına?
Atiye yürümek için kök gerekmez mi cana?
Kartal kanat gererken özgürlük yaylasına,
Karga kılavuz ise, leş düşer her bir yana.
Her millet köklerinden alır iken gücünü,
Bizde soy ağacına kireç suyu döken var.
Geçmişten feyz alacakken, öc alan var
Bilemiyorum nedir bu aşağılık kompleksi?
Nasıl tamir edilir bu satiliklarin indeksi?
Uyan ey asil ruhun uykudaki varisi,
Silkele üstündeki bu tozu dumani sisi
Yazılsın yeni yeniden destanlar serisi
Ahmet Ihsan Arac
Kayıt Tarihi : 17.01.2021 05:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!