Ağırım bu gün kendime.
Devlet gibi, kasvet dolu her hücre .
Ne yana baksam hukmedis, debdebe.
Hainler kol geziyor,mazlum icerde.
Kanımda istilacı virusler.
Kınalı kuzular bir-bir giderken
Utanıyorum siyaset üretmemekten.
Çorbada bir tutam tuzum yokken
İstifa ediyorum ben muhalefetten.
Kaldıysa bir parça akıl, izan;
ALTI ŞUBAT (GÜNEYİM)
İki deprem olmadı bu gün;
Bilmem kaç yüz bin deprem.
Yıktı geçti can evini canların
Yaktı yüreğini vatanın.
Gürül gürül çağlayanlara alışığım ben,
Sen damlayamadın.
Harlı alevlere kucak açmak vardı. Oysa,
Sen parlayamadın...
Ellerini tutmak güzeldi de; hani bir buse.
Sen yaklaşamadın.
(Damla gözüyle)
Adıma olsaydı benimde,
Bir şarkı bir şiir, noktası virgülüne…
Ezber eder, mıh gibi kazırdım beynime
Bir yazan olsaydı; taşırdım ebediyete.
DÜNDEN BUGÜNDEN
Renk hiç değişmedi
Kan kırmızı al bayrağım
Nedense,ay ile yıldızı
Bir türlü buluşturamadım.
Hani can gibi sımsıcak,
Korunası ürkek.
Taze bahar kokulu çiçek
İnce cam dokunsam kırılıverecek.
Ak tende pamuk yumuşaklığı.
Çiçekler topladım sana
Bir sürü, demet demet isimlerini bilemediğim,
İçlerinde en güzeli sarıpapatya.
Belki sana benzediğinden ya da ben çok sevdiğimden,
Sana sevgimi en iyi onun adıyla ifademden kim bilir...
(GİRESUN)
Bir utancı gizler gibi
Duman inmiş kaleden aşağı.
Görmesin, dedesi Osman Ağa.
Kahpe pusuya gelmiş uşağı.
BİLEMEZSİN
Özgür olmadan anlayamaz,
Teba olmak karakterinse çözemezsin.
Katranı kaynatılmışlar arasında erirken,
Bir damak şeker tadı bile değilsin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!