Aklını Yitiren Divane Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4297

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Aklını Yitiren Divane

Sarsılır vücudum, dimağda tütüyor hayaletin,
Satırlara dökerken, hep eksik kalır ifadeler,
Zihnimde parlar, dükkan camından süzülen suretin,
Kadıköy fırınından, içeri sızan zarafetin.
*
Ruhumu dağlıyordu, şelale misali didelerin,
Gövdemi parça parça ayırdı, keskin pençelerin,
Serdin can evimi, merhamet yoksunu mermerlere,
Toy çağım, sevdadan bihaber, görmedim tek benzerin.
*
Dükkan eşiğinden, adım attığın aydınlık çağa,
Somun taşıyordun kollarında, sımsıcak kucağa,
Vardım mahalline, tebessümün kazındı sineme,
Günlerce bekleyiş sürdü, vapur yanaşan durağa.
*
Mektep çıkışında, yolunu gözlerdim, güneş batardı,
Zamanın şaşmazdı, hanene adımlarımız artardı,
Kadıköy yollarında, ruhumuz tarifsiz coşkularda,
Dilim tutulurdu karşında, kelamlar hep bocalardı.
*
Armağan sunardım, çevirirdin yüzünü hep yabana,
Peşimde dolanma, yaklaşma tembihledin, kana kana,
Şayet dileseydin, söküp verirdim göğsümden umutla,
Sakın esirgerim zannetme, fısıldasaydın cihana.
*
Yatağa düşünce, ablan belirdi fırın kapısında,
Vurgunun nerede diyerek, arandı durdu yollarda,
İzleseydin ahvalimi, utançtan kavruldum tezgahta,
Anladım sonunda, muhabbet beslemiş gizli dünyada.
*
Ablana fısıldamış sırrını, sevindim kör uçuşla,
Hastalık vurduğunu duyurdu ablan, derin yakarışla,
Pembe güller açmıştır, tebessüm eden şen simasında,
Dolaptan merhemi, özenerek paketledim bakışla.
*
Teslim ettim paketi, sıhhat diledim kırık nefesle,
Şahit olmalıydın sevincime, yüzümdeki hevesle,
Kasılan adımlarla, dükkana daldı yabancı ergen,
Dükkanın yamağını aradı, hiddetle dolan nefesle.
*
İzinliydi kalfamız, tezgahta olmadığını bildirdim,
Haber sal yoldaşına, yüce sevdiğimden çekilsin zalim,
Akabinde felaket doğurur, tehdidini savurdu,
Sevdiğim sözünden maksadı kimdi, beynimi kemirdim.
*
Galiba lakabım, kasıtlı karartılmıştı gizlice,
Yıllar geçince anlaşıldı, sokağınızda mahallece,
Meczup tavırlı kaba zalim, dadanmış melek yüzlü cana,
Ruhumu adadığım şahıs mevcut, yaklaşma dedin sertçe.
*
Kimliğini sorunca, fırında ter döker beyanını,
Gözdağı koparmış, saklamışsın asıl kahramanını,
Cismime ziyan erişir, toprağa düşürürler tasası,
Çekinmeden haykırmışsın, kalfamızın kuru sanını.
*
Aslında, ruhumdan firar etmenin, sırrı tam gizemmiş,
Niçin suskun kaldın Leyla, sinemi yırtan derin dertmiş,
Uğruna fani varlığımı, hiç çekinmeden harcardım,
Huzurunda bocalayıp, tek hece dahi edemezmiş.
*
Üzerime, kor nehirler boşanmışçasına hep yandım,
Asıl lakabımı, dudaklarından haykırsaydın şaşardım,
Şu kaba serseriyi, paramparça ederdim usanmadan,
Nefesimi düşünmeden, toprağın altına yollardım.
*
Asla meydanı terk eder mi yürek, merhametsiz şeytana,
Cansız bedenim, toprağa düşene dek taparken canana,
Duyun feryadımı, Kadıköylü kıymetli yaren yoldaşlar,
Zerre yalan barındırmaz, sinemden yankılanan destan da.
*
Dilerseniz, efsane sayıp gülüp geçmek size mutlaktır,
Zihnimi saran uydurma kuruntu, diyerek bakmak haktır,
Ele tutuşturacağım ufak belge, numunesi eksik,
Hüznü sevinci ile, göğsümün zindanlarında tutsaktır.
*
Şahsıma ait, maziye karışan yegane kara sevda,
Tutulup kalmanın sızısı, zehirden betermiş solumda,
Ruhun isyanlarını, dizelere döktürür fani kul da,
Aklını yitiren divanenin, nara attığı handa.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 10.03.2026 21:36:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!